Tehdit Suçu Nedir?

Tehdit Suçu Nedir?

Tehdit suçu nedir? Tehdit ve hakaret suçu ile alakalı merak ettiğiniz tüm bilgilere sitemiz üzerinden kolay bir şekilde ulaşabilirsiniz.

Tehdit suçu, yapılacak olan kötülüğün habercisidir ve kötülüğün meydana gelmesi, sanki gelecekte birinin aleyhine olacakmış gibi, failin iradesine bağlıdır. Tehdit suçları, bir kişiye haksız yere zarar verileceğinin veya zarara uğratılacağının söylenmesiyle oluşur. Tehdit suçunun oluşmasına yol açan bu bildirim sözlü ve davranışla yapılabilir.

Tehdit suçlarının koruduğu hukuki değerler, kişisel iç huzuru, karar ve eylem özgürlüğüdür. Failin fiili uygularken tehdit kapsamı dışında söz ve eylemleri varsa “gasp” suçu doğabilir.

Tehdit, “gözdağı vermek” anlamına gelir, birine zarar verileceğini veya zarar verileceğini bildirmektir. Bu tür bir bildirim, sözlü veya başka yollarla, bu durumda davranış yoluyla olabilir. Dolayısıyla tehdit suçu söz,resim, sayı veya işaretlerle işlenebilen bir suç olup, mağdurun işlenmek üzere olan haksızlığın bildirilmesi önemlidir.

Tehdit Suçu Kimler Aleyhine İşlenebilir?

Tehdit suçları sadece ve sadece gerçek kişiler aleyhine işlenebilmektedir. Tüzel kişi olarak bilinen dernek, vakıf, şirketler aleyhine tehdit suçlarının işlenmesi kanunlar çerçevesinde mümkün değildir. Tehdit suçları kişilerin manevi dünyası ile ilgilidir. Örnek olarak bir kişinin işletmesini tamamen kapattırılacağına dair bir tehdit suçu işlenir yapılan tehdit doğrudan işletme yöneticilerini ilgilendirdiği için tüzel kişiliğe değil şahıslara karşı işlenmiş olarak kabul edilmektedir. Sizlerde tehdit suçu ile karşı karşıya kaldıysanız İzmir ağır ceza avukatları ile birlikte çalışabilirsiniz.

Tehdit Suçunun Hukuki Niteliği Nedir?

Tehdit suçları hukuki olarak başlangıçta da belirttiğimiz gibi bir tehlike suçudur. Bu suçlar mağduru korkutma amaçlı olarak işlenmiş bir suç olduğu için tehditvari konuşmaları ve davranışları içermektedir. Somut olarak zarar verip vermediğinin dava açısından bir önemli bulunmamaktadır. Tehdit suçlarının fiile dönüş dönüşmediği dava açısından hafifletici bir neden değildir. İzmir asliye ceza avukatları sizlere tüm bu süreçlerde yardımcı olacaktır.

Tehdit Suçunda Şikâyet, Zamanaşımı ve Uzlaştırma

Yalnızca mala yönelik basit suç tehditleri veya başka tehlikeler teşkil eden şikayetler hakkında şikâyette bulunulabilir. Bu nedenle aşağıda açıklanan malvarlığının değerini tehdit etme suçunun temyiz süresi 6 aydır. Şikâyet süreci, mağdurun suçu ve faili öğrenmesiyle başlar.

Basitçe yaşam hakkını tehdit eden suçlar gibi tüm yüksek kaliteli davalar, dava gerektiren suçlar kategorisine girmez. Bu suçlar için temyiz hakkı 8 yıl yani zamanaşımı süresi içinde kullanılabilir ve suç zamanaşımı içinde soruşturulabilir.

TCK m. 106/1 kapsamındaki tehdit suçunun temel şekli, taraflar arasında uzlaşma usulünün uygulanmasını gerektiren suçtur. Uzlaştırma kapsamındaki suçlarda, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında öncelikle arabuluculuk usulü uygulanmalı, uzlaşma sağlanamazsa soruşturmaya veya yargılamaya devam edilmelidir. Sizlerde tehdit suçu ile karşı karşıya kaldıysanız hakkınızı savunması için İzmir asliye ceza avukatları ile dava süreçlerini yürütebilirsiniz. Alanında uzman avukatlarımız tüm aşamalarda sizlere yardımcı olacak ve davanızın başarılı bir şekilde sonuçlanmasına olanak sağlayacaktır.

Tehdit Suçunun Unsurları

Tehdit suçunun unsurları düşünüldüğünde meydana gelmesi için haksız ve ağır bir zarara uğratılacak olan mağdura bildirilmesi gerekmektedir. İlgili suçun gerçekleşesi tehdit eden tarafın iradesine bağlı olarak gelecekle gerçekleşme ihtimalinin var olduğunu varsayılmaktadır. Birini tehdit etme cezası düşünüldüğünde mağdurun karar verme, özgür bir şekilde hareket etme özgürlükleri kısıtlanmaktadır. Yapılan tehdit mağdurun huzurunu bozacak ve endişeye sevk edecek şekilde olmalıdır. Yapılan fiil endişeye mahal vermediği durumlarda tehdit suçu oluşturmamaktadır. Ceza avukatı izmir, tehdit suçunun manevi açısından genel kast yeterli görmektedir. Suçu işleyen kişi tehdit fiillerini isteyerek ve bilerek işlemesi, mağdura verilecek zararın haksız yere olması yeterlidir. Tehdit suçunun unsurlarının yerine getirilmesi için ürkütücü, korkutucu ve ciddi bir tehdit kastı bulunmalıdır. Bu durumların oluşmadığı takdirde işlenen fiil tehdit olarak nitelendirilmemektedir. İzmir ceza avukatı tavsiye sizlere tüm aşamalarda kolaylık sağlayarak davanızın en kısa sürede tamamlanmasını sağlayacaktır.

Tehdit Suçunda Kavga Sırasında Söylenen Sözler

Bir tartışma sırasında söylenen sözler, o andaki ruh halinden dolayı kaba ve öfkeli olabilir. Yersiz tahrikten dolayı indirim sebebi olarak kabul edilse bile, oyuncunun iradesini etkileyen bir unsur olarak yoğun öfke ve keder (kızgınlık) nedeniyle ihmalkârlıkla azaltabilme durumu, kavga, kavga, kavga gibi durumlarda kötü davranıştan kaynaklanıyorsa. Kasıt haksız tahrik sebebi olarak kabul edilebilir, ancak suçun oluşmasını önleme meselesi olarak kabul edilemez.

Belirli durumlarda; mahkeme, sanığın tartışma ve kavga sırasında taraflara söylediği “Senin kafanı kesip aşağı atacağım” gibi sözlerinin, tehdit suçunun tasarım unsuru aramaması ve suçun işleneceğine ilişkin görüşme sırasında tehdidin hukuka uygun ve yersiz bir nedeni yoksa beraat kararı verilmesini hukuka aykırı bulmaz.

İletme Kastıyla Gıyapta Tehdit Suçu Nasıl İşlenir?

Tehdit suçu iki farklı bir şekilde işlenmektedir. İlk hal içerisinde tehdit içeren sözler doğru bir şekilde söylenerek işlenmiş olan tehdit suçudur. İkinci hal ise iletme kastı taşıyan fail tarafından mağdur edilecek olan kişiye iletilmesi muhtemel olarak kişiye gıyabında tehdit içeren sözlerin söylenmesiyle oluşan tehdit suçudur. Bu suç unsuru içerisinde fail iletme kastı ile birlikte hareket ederek tehdit içeren mesajı karşı tarafa iletmektedir.

İzmir ceza avukatı sizlere tehdit suçları ile karşı karşıya kaldığınız her anda yardımcı olmaktadır. Öyle ki bu durum ile karşı karşıya kaldığınızda İzmir avukatlık bürosuna başvurduğunuz ilk anda gerekli delillerin toplanması ve dava dosyası haline getirilmesi için gerekli tüm adım sizlere aktarılacaktır. Daha sonra gerekli deliller toplanacak ve sanık hakkında verdiğiniz vekaletname ile birlikte dava açılacaktır. Dava aşamasında işinize yarayacak olan tüm evrakları İzmir avukat sizin için toplayacak ve dava ile ilgilenen hakime sunacaktır.

Bilişim Avukatı Kimdir? Bilişim Avukatı Ne İş Yapar?

Bilişim Avukatı Kimdir? Bilişim Avukatı Ne İş Yapar?

Bu içeriğimizi okuyarak bilişim avukatı kimdir? Bilişim avukatları ne iş yapar aklınıza takılan tüm sorulara kolay bir şekilde cevap bulabilirsiniz. Günümüz popüler mesleklerinden birisi olan bilişim avukatlığı internet ortamında işlenen suçlarda bilişi suçları avukatları ilgilenmektedir. Bilişim avukatları aynı zamanda bilişim suçları avukatı, internet avukatı olarak da adlandırılmaktadır. Tüm bu bilgilerin yanı sıra ülkemizde bilişim avukatı olarak görev yapan kişilere internet avukatı, siber avukatı gibi tanımlamalar da yapılmaktadır.

Bilişim sistemleri elektronik ortamlarda var olan bilginin birbirleri arasında aktarılmasıdır. Bu doğrultuda bilişim kavramı günümüzde cep telefonları, tabletler, bilgisayarlar, pos cihazları vb. araçlarla yapılan bilgi transferini ifade etmektedir. Günümüzde yaygın sosyal medya uygulamaları Tiktok, Facebook, İnstagram, Twitter vb. mecralarda hesapları ile birbiri ile veri alıp göndermelerine bilişim sistemleri aracılık etmektedir. Bu sistemler üzerinde işlenmiş olan her türlü suçlar bilişim sistemleri suçlarına girmektedir. Bu alan için kendini geliştirmiş İzmir bilişim avukatı sizlere her türü desteği sağlayacaktır.

Bilişim Hukuku Nedir?

İnsanların birbirleriyle iletişim kurarken kullandıkları ve etkileşimde bulundukları ortamlar bilişimin temelini oluşturur ve karşılıklı olarak genelleştirilebilir. Bir kişinin diğerinden bilgi almasıyla ortaya çıkan unsurlar bilişimin kendisidir ve bu temel unsurlar kanunla korunmaktadır. Örnek olarak en çok kullandığımız ve en çok vakit geçirdiğimiz, hemen hemen herkesin birbiri ile paylaşımda bulunabildiği, bilgi alışverişinde bulunabildiği, iletişim kurabildiği ve online alışveriş keyfini yaşayabildiği ağ ortamını verebiliriz. Bu örneklerden de anlaşılacağı üzere bilimin temelini oluşturan bilgi akışı elektronik ortamda sağlanmakta ve doğal olarak bazı sorunlar kaçınılmaz olarak ortaya çıkmaktadır. Akılcılığa ve mantığa uygun olarak işlenen bilgi ve paylaşımlar, iletim ve iletim sırasında da bazı kötü niyetli kişilerin eline geçerek olumsuz sonuçlara yol açabilmektedir.

Bilişim Suçları Avukatı Hangi Davalara Bakar?

Alanında uzman bilişim avukatları diğer isimleriyle siber suçlar avukatları TCK 5237 sayılı kanununda düzenlenmiş olan bilişim suçları davaları ile ilgilenmektedir. Bu bilişim suçları kısaca:

  • Bilişim sistemine izinsiz olarak girme- sızma suçları,
  • Sağlıklı çalışan bir sistemin bozulmasına neden olmak, erişilmez kılmak, içerisinde var olan verileri yok etme, değiştirme suçları,
  • Kanunlarda yer alan yasaklı cihaz ve programların kullanmasından kaynaklanan suçlar,
  • Kredi veya banka kartlarının kötü amaçlarla kullanılması suçları

Sizlerde yukarıda sıralanmış olan suçlardan biri veya birkaçına maruz kaldıysanız alanında uzman bilişim suçları avukatı İzmir şubesi ile iletişime geçebilirsiniz.

Bilişim Suçları Örnekleri

Yukarıda yer alan maddeler ile sizlere bilişim suçları nelerdir? Sorusuna yanıt vermiştik. Aşağıda yer alan paragraflarda da sizlere bilişim hukuku içerisinde yer alan bilişim suçlarını daha detaylı bir şekilde aktaracağız.

Bilişim sistemine girme suçu olarak nitelendiren suç kapsamında günümüzde yaygın olarak kullanılan programlar olan Facebook, Youtube, İnstagram, Twitter, Tiktok gibi sosyal medya araçları ve bu araçlara ek olarak haberleşme sistemleri olan Whatsapp, telegram, signal gibi uygulamalara profil sahibinden habersiz bir şekilde giriş yapılmasını sağlamak kanunlarımız kapsamında suç olarak nitelendirilmektedir. Bilişim suçlarında işlenen suçların ispatı IP adresinin tespiti veya ilgili platformda farklı yollardan suçluyu işaret eden deliller varsa alanında uzman bilişim avukatı İzmir tarafından yapılacak incelemeler ile mümkündür. Yapılan bu işlemlere istisna olarak bilişim sistemlerine sızma gerçekleştiren kişiyi bir gibi fiili olarak gördüyse ve tanıklık yapıyorsa bilişim suçları kapsamında tanık olarak dinlenmektedir.

İzmir bilişim suçları avukatı savunma ve iddiayı sadece teknik detaylar üzerinden değil aynı zamanda beyana dayalı olarak da dikkate almaktadır. Bu bilgiden hareketle bu şekilde bir suç ile karşı karşıya kaldıysanız en kısa sürede alanında uzman bilişim avukatı İzmir ile iletişime geçebilirsiniz.

Kredi veya banka kartının kötüye kullanılması suçu banka veya kredi kartının yaygın olarak kullanıldığı bu dönemlerde kolay bir şekilde işlenen bir suçtur. Kredi veya banka kartlarının kötüye kullanılması suçlarında bilişim suçları arasında düzenlenmesinin sebebi kartların kullanılması durumunda elektronik araçların fiziksel yöntemlerle kullanılması işlemidir. Örnek olarak günümüzde banka aracılığıyla ödeme yapmak için kullanılan pos cihazları üzerinde yapılan sahte işlemlerin tespit edilmesi, internet ortamında yapılan ödemelerde kart bilgilerinin izinsiz olarak kullanılması veya kartlara fiziki olarak erişerek bankamatikten yapılmış olan çekim işlemlerinin tamamı kredi veya banka kartlarının kötüye kullanılması suçunu oluşturmaktadır.

Siber suç avukatları, banka ve kredi kartı kötüye kullanım suçlarını ispatlama konusunda daha teknik imkanlara sahiptir. Çünkü kartın fiilen kullanıldığı yerde kamera, cep telefonu veya benzeri bir kayıt sistemi olabilir.

Yasaklanmış bir cihaz veya program kullanılarak suç; yalnızca bir bilgisayar suçunu veya bir bilişim sistemini bir araç olarak kullanarak işlenebilecek diğer suçları işlemek amacıyla üretilmiş veya oluşturulmuş bir cihaz, bilgisayar programı, şifre veya diğer güvenlik kodu. Örneğin kişilerin Instagram, Facebook veya Twitter profillerine izinsiz olarak erişmek için yapılan yazılımları kullanan kişi bu suçu işlemiş olur. Siber suçlar avukatı öncelikle yasaklanan cihaz veya programın niteliğine ilişkin teknik inceleme yapmalı, cihazı veya programı kullanan kişinin işlediği suçun neden olduğu zararı ve başka suç teşkil eden fiillerin işlenip işlenmediğini araştırmalıdır.

Sizlerde yukarıda sayılan bilişim suçlarına maruz kaldıysanız en kısa sürede firmamız ile iletişime geçerek izlenmesi gereken yollar hakkında bilgi alabilirsiniz. Alanında uzman avukatlarımız hakkını en ideal şekilde korumak için izlenmesi gereken tüm hukuki yolları sizlere sunacak ve kabul etmeniz halinde en kısa sürede dava işlemlerine başlayacaktır.

Bu içeriğimizde sizlere bilişim hukuku nedir? Bilişim suçları nelerdir gibi soruların detaylı bir şekilde yanıtını verdik.

Boşanma Davasında Avukatlık Masraflarını Kim Öder?

Boşanma Davasında Avukatlık Masraflarını Kim Öder?

Boşanma davasında avukatlık masraflarını kim öder sorusu son zamanlarda oldukça fazla sorulmaya başlanmıştır. Sizlerde bu içeriği dikkatli bir şekilde okuyarak boşanma davası ücretlerini ödemesi gereken taraf hakkında bilgilere sahip olabilirsiniz. Davaların açılmasından sonuçlanmasına kadar avukatlık masrafları dahil bir dizi ücretler bulunmaktadır. Bu çerçeve kapsamında dava açmaya karar veren eşler arasında ücreti hangi tarafında ödeyeceği ile alakalı konular oldukça fazla merak edilmektedir.

Boşanma Davalarında Harç ve Yargılama Giderleri Kim Tarafından Ödenir?

Boşanma davalarının açılması işlemleri sırasında öncelikle ödenmesi gereken ilk ücret ilgili mahkemeye dava başvuru harcıdır. Bu harç miktarı ortalama 452 TL olarak belirlenmiştir. Boşanma davası harç ücretleri dava dilekçesi verilirken peşin olarak ödenmektedir. Tüm bunların yanı sıra dilekçe verildikten sonra aile mahkemesinin yapmış olduğu yargılama giderleri tutarında da ödemeler yapılacaktır. Bu giderler mahkeme süresi boyunca yapılan diğer masraflar göz önünde tutularak hesaplanmaktadır. Boşanma davaları sırasında mahkeme masraflarının kimin ödeyeceği de en önemli konulardan bir tanesidir. Dava harcı ödenmesi durumu mahkemeye göre değişiklik göstermektedir. Davalı taraflarında anlaşması durumunda dava giderleri her iki taraf tarafından eşit bir şekilde ödenmektedir.

Anlaşmalı Boşanma Davalarında Masrafları Kim Öder?

Boşanma davasında mahkeme masraflarını ödeyecek olan tarafı mahkemenin belirleyeceği gibi aynı zamanda ödemeyi taraflar anlaşarak da yapabilmektedir. Bu sebepten ötürü taraflar ödeme konusunda ikili olarak rıza gösterebilmektedir. Bu durumda mahkeme masrafları karşılıklı olarak ortak bir şekilde ödenecektir.

Çekişmeli Boşanma Davalarında Masrafları Kim Öder?

Çekişmeli boşanma davalarında dava masraflarını kim öder sorusu da oldukça merak edilen konular arasında yer almaktadır. Boşanma davalarında mahkeme masraflarını hangi tarafın ödeyeceğini davanın içeriği de ilgilendirmektedir. Masrafların kimin ödeyeceği kısmında boşanmanın anlaşmalı mı boşanmalı mı olduğuna göre değişiklik göstermektedir. Çekişmeli bir şekilde açılmış olan davalarda davayı açan tarafın masrafları ödemesi gerekmektedir. Davaların kazanılması durumunda yargılama giderlerinin bir kısmı karşı taraftan temin edilebilmektedir. Özetle dava başlangıcına yapılan masrafları ödeyen taraf karşı taraftan bir kısmı tazmin edebilmektedir.

Çekişmeli boşanma davalarınızda sizlerin hakkını en iyi şekilde savunması için boşanma avukatı İzmir Bornova şubesi ile iletişime geçebilirsiniz.

Avukat Ücretini Kim Öder?

Boşanma davasında mahkeme masraflarını kim öder; Boşanma davasında taraflar bir avukatla çalışmıyorsa, davanın anlaşmalı bir şekilde mi yoksa çekişmeli mi olduğuna göre masrafları kendileri paylaşabilirler. Ancak, davacı veya karşı taraf bir avukat tutacaksa, her biri kendi avukatlık ücretini ödemek zorundadır. Kanun, avukatların vekaletname temelinde karşılıksız hizmet vermesini yasaklamaktadır. Bu nedenle müvekkilin vekaletname gelmeden önce vekalet ücretini ödemesi gerekmektedir. Davanın durumuna göre vekalet ücretim karşı taraftan talep edilmeyecektir. Boşanma avukatı İzmir Konak şubesi sayesinde en kısa sürede boşanma davalarınızı çözüme kavuşturabilirsiniz.

Boşanma Davalarında Hangi Masraflar Çıkıyor?

Boşanma davasında mahkeme harçlarını kim öder; Boşanma davasında çekişmeli boşanma durumunda davacının bir miktar harç ödemesi gerekir, çekişmeli boşanma durumunda ise her iki tarafın kararına bağlıdır. Bu harçlardan ilki dava açma harcıdır. Boşanma davası açarken ödenen mahkeme harçlarına ek olarak, yapılan başka mahkeme masrafları da vardır. Bu dava masrafları için dava sürecini gereksiz yere uzatmamak için davacıdan ortalama bir ücret peşin olarak alınır. Anlaşmalı boşanma davalarında ödenmesi gereken ön ödeme genellikle 250 TL ile 500 TL civarındadır. Boşanma davasında bilirkişi kanıtı isteniyorsa ortalama 500 TL masraf çıkacaktır. Boşanma davası boşlukların bulunmasına dayalı ise ortalama 600 TL ek ücret alınmaktadır. Boşanma davasında tanık beyanı ile birlikte kullanılması durumunda tanık başı ortalama 100 TL masraf çıkacaktır.

Boşanma başvurusunda tüm bu delillerin açıkça belirtilmesi önemlidir. Psikiyatri ücretinin ödenmemesi halinde hâkim tarafından deliller geçersiz sayılacaktır. Genel olarak anlaşmalı boşanma davalarında bu maliyetlerin daha düşük olduğunu söyleyebiliriz. Çekişmeli boşanma davaları ise daha fazla kanıt gerektirir ve bu nedenle daha yüksek maliyetlere neden olur. Sizlerde boşanma davalarınızı İzmir en iyi boşanma avukatı ile en kısa süre içerisinde çözüme kavuşturabilirsiniz.

Boşanma Davasında Maddi ve Manevi Tazminat Talep Edilebilir Mi?

Boşanma davalarında maddi ve manevi tazminat talep edilebilir. Bu talep ek dava gerektirmez ve boşanma davasında yapılabilir. Boşanma davalarında önerilen tazminat kalemleri sabit bir ücrete tabidir. Bu nedenle bol bol açmakta fayda var. Boşanma davası ücretleri hakkında en doğru bilgilere ulaşmak için İzmir boşanma avukatı bürolarını tercih edebilirsiniz. Birebir olarak alanında uzman ekibimizden fiyat bilgisi almak her yıl sürekli olarak değişen avukatlık ücretlerine en birincil yoldan ulaşmanıza olanak sağlayacaktır. İzmir boşanma avukatı tavsiye edilerek siz değerli müvekkillerimizin tüm haklarını en doğru şekilde korumaya özen gösteriyoruz.

Boşanmada Çocuğun Velayeti Kime Verilir?

Boşanma davalarında çocukların velayeti sosyal hizmetler öğretmeni tarafından düzenlenen rapora göre belirlenir. Sosyal hizmet eğitimcileri anne, baba ve çocukla görüşerek çocuğun yanında kimin kalacağını belirler. Çocuğun yaşı, evin durumu, ailenin geçim durumu, okula uzaklığı ve daha birçok faktör çocukla kimin yaşayacağına karar verilirken dikkate alınır. Buradaki tek fark, emzirme yaşının daha çok anne için olmasıdır. Velayet davalarında çocuğun yüksek yararı önemlidir ve çok aksi durumlar olmadıkça emziren çocuk anneye verilir.

Sizlerde boşanma davalarınızda sizleri savunması için alanında uzman bir avukatlık bürosu arıyorsanız İzmir boşanma avukatı ile iletişime geçebilirsiniz. İzmir boşanma avukatı tavsiye edilen en iyi avukatlar arasında yer almaktadır

Tek Celsede Boşanma Sebepleri Nelerdir?

boşanma avukatı İzmir Bornova

Tek celsede boşanma sebepleri hızlıca boşanmak isteyen tüm çiftlerin ilk akıllarına gelen sorudur. Günümüz medeni kanuna göre boşanmak için belirli şartların oluşması gerekmektedir. Bu şartlara aşağıda var olan paragraflardan kolaylıkla erişebilirsiniz. Boşanma davaları günümüzde çekişmeli ve anlaşmalı boşanma davası olarak iki farklı başlık altında incelenmektedir. İlgili bu süreçte taraflar tüm hukuki sonuçları uzlaşarak veya çekişmeli olarak da olsa noktalayabilirler. Anlaşmalı boşanma davalarında mal paylaşımı, velayet vb. tüm konularda ortak bir sonuca varılmalıdır. Anlaşmaya varılamadığı noktalarda çekişmeli boşanma davası devreye girecektir. Çekişmeli davalarda davacı haklı bir sebebe dayandırarak boşanma dava açmalıdır.  İçeriğimizin ilerleyen kısımlarında çekişmeli boşanma tek celsede biter mi? Anlaşmalı boşanma tek celsede biter mi? gibi sorularınızın cevaplarına kolay bir şekilde ulaşabilirsiniz.

Boşanma Sebepleri Nelerdir?

Haklı bir sebebe dayandırılmadan açılan boşanma davaları ilgili kişiler tarafından incelendikten sonra reddedilmektedir. Boşanma davaları için sunulacak olan gerekçeler genel ve özel boşanma sebepleri olarak iki farklı başlık altında incelenmektedir. Bu nedenlere aşağıda var olana paragraflardan ulaşabilirsiniz.

Haklı bir boşanma nedeni sunulmadan açılan davalar yetkili makam tarafından reddedilmektedir. Boşanma davasında öne sürülebilecek nedenler, genel boşanma sebepleri ve özel boşanma sebepleri olarak ikiye ayrılır. Boşanma sebeplerini arayan kişiler genellikle tek celsede boşanma nasıl olur? sorusuna yanıt aramaktadır. Sizlerde ilgili boşanma nedenine dayanarak tek celsede kolay bir şekilde boşanabilirsiniz. Bu doğrultuda İzmir boşanma avukatı tavsiye edilerek sizlere yönlendirilmektedir. Boşanma avukatı İzmir Bornova ve birçok ilçede sizler için hizmet vermeye devam etmektedir.

Özel Boşanma Sebepleri Nelerdir?

Türk medeni kanunu çerçevesinde özel boşanma sebepleri altı farklı durum olarak belirlenmiştir. Aşağıda yer alan durumlarından bir tanesinin bile varlığı halinde açılacak olan boşanma davasında taraflardan bir tanesinin rızası olmasa bile çekişmeli olarak açılabilmektedir. Özel boşanma davası sebeplerinde davacı olan taraf ilgili maddeyi bir ispata dayandırmalıdır. Bu sebepten ötürü genel ve özel boşanma nedenleri kendi içerisinde farklılık göstermektedir. Genel boşanma davası nedenlerinde davacı ve davalarının kusurları incelenir. TMK’ye göre özel boşanma davası nedenleri aşağıda listelenmiştir.

  • Akıl hastalığı sebebiyle boşanma,
  • Hayata kastetme, onu kırıcı veya kötü niyetli davranış sebebiyle boşanma,
  • Haysiyetsiz bir yaşan sürme veya suç işleme sebebiyle boşanma,
  • Terk etme nedeniyle boşanma,
  • Aldatma (Zina) nedeniyle boşanma.

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma

Eşlerden birinin kalıcı bir akıl hastalığı varsa, bu konuda boşanma nedeni olarak dava açılabilir. Akıl hastalığı, Türk Medeni Kanunu’nun 165. maddesinde özel boşanma sebebi sayılmaktadır. Bu nedenle boşanma davası açılabilmesi için ruhsal rahatsızlığın resmi sağlık kurulu raporu ile tespit edilmesi gerekir. Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davası açmanın bir diğer kriteri de hastalığın evlilikten sonra ortaya çıkmış olmasıdır. Evlilik öncesi akıl hastalığı olan taraflar boşanma davası açmak yerine iptal davası açmaktadır.

Hayata Kast Etme, Onur Kırıcı Davranış Sebebiyle Boşanma

Hayatta kastetmek, bir eşin diğerinin hayatını almaya, diğerini öldürmeye çalışmasıdır. Eşi intihara teşebbüs eden bir kişi boşanma davası açarsa, hâkim boşanma sebeplerini inceler ve davayı daha kısa sürede kapatır. Müstakbel eşin bunu tekrar yaşamaması için birlikte yaşamaları beklenemez. Hayata kast nedeniyle açılan boşanma davasında, taraflarda amaçlanan işlem sonucunda kişiye zarar vermek zorunda değildir, kasıtlı yaşam davranışı varsa da dava açılabilmektedir.
Onur kırıcı davranış ise, diğer eşe hakaret, küfür, aşağılama gibi bir eşin davranışının şeklini alan davranışları ifade eder. Onursuz davranış nedeniyle boşanma davası açılabilir. Bu noktada, onur kırıcı davranış farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Örneğin eşinizi toplum içinde küçük düşürmek, eşinize sürekli hakaret etmek, eşinizi küçük düşürmek gibi davranışlarda boşanma davası doğrudan açılabilmektedir.

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Yaşam Sürme Nedeniyle Boşanma

Haysiyetsiz bir şekilde yaşam sürme Türk Medeni Kanunu 163. maddesinde düzenlenmiştir. Eşlerden herhangi birisinin evlilik dışı bir şekilde yaşam sürmesinin ispatı durumunda mahkeme en kısa sürede tarafların ayrılması için gerekli işlemleri yerine getirmektedir. Suç işleme kavramında taraflardan herhangi birinin kanunlara aykırı olarak işlediği bir suç nedeniyle ceza almasıdır. Ceza evine giren eş için açılan tek taraflı davalarla birlikte boşanma işlemleri yerine getirilmektedir.

Terk Etme Nedeniyle Boşanma

Terk etme nedeniyle boşanma davaları Türk Medeni Kanunu 164. maddesinde düzenlenmiştir. İlgili davanın açılabilmesi için eşlerden herhangi birinin ortak hayatın getirmiş olduğu sorumlulukları yerine getirmemek için evi terk etmiş olması gerekir. Terk etme sebebiyle dava açmak için kanunda yer alan bazı özel nedenler bulunmaktadır. Bu nedenlerden aşağıda listelenmiştir.

  • Eşlerin eve geri dönmesi engellenmemelidir.
  • Terk etme durumu üzerinden minimum 6 ay geçmesi gerekir,
  • Terk etme üzerinden 4 ay geçtiğinde usule uygun olarak diğer eşe ihtar edilmesi gerekir.

Aldatma Nedeniyle Boşanma (Zina Nedeniyle Boşanma)

Özel boşanmanın en yaygın sebeplerinden biri, aldatma nedeniyle boşanma davalarıdır. Bu, eşin zina davası açmak için karşı cinsle cinsel ilişkiye girdiği anlamına gelir. Burada bilinmesi gereken iki durum vardır. Bir eşin sadakatsizliği karşı cinsle gerçekleşmelidir. Eşcinsel bir eşle aldatma durumunda, boşanma nedeni aldatma değil, utanç verici bir hayat yaşamak olacaktır. Vurgulanması gereken bir diğer durum da aldatmanın var olması için cinsel ilişkinin gerekli bir koşul olmadığıdır. Yargıtay’a göre, aldatmaya teşebbüs aşamasında veya zina izlenimi veren durumlarda da dava açılabilir. Örneğin, bir eşin karşı cinsten bir otelde kalması, doğrudan cinsel ilişkinin kanıtı olmasa da zina izlenimi yaratması nedeniyle bu davanın gerekçesi olarak kabul edilebilir.

“Aldatma (Zina) Nedeniyle Sebebiyle Boşanma Davası Nedir?” yazımıza ulaşmak için tıklayın.

Tek Celsede Boşanma Sebepleri Nelerdir?

Anlaşmalı veya çekişmeli davalardan hangisi olursa olsun taraflar karar verdikten sonra boşanma işleminin en ivedi şekilde gerçekleşmesi için ellerinden gelen tüm imkanları kullanmak isterler. Sizlerde tek celsede kolay bir şekilde boşanmak istiyorsanız Boşanma Avukatı İzmir Konak şubesi ile iletişime geçebilirsiniz. Alanında uzman İzmir boşanma avukatı sizleri için gerekli tüm işlemleri yerine getirecek ve karşı taraf ile en hızlı şekilde boşanmanız için tüm evrakları toplayacaktır.

Tek celsede boşanmak için öncelikle her iki tarafın da boşanmayı kabul etmesi gerekir. Başka bir deyişle, taraflardan biri boşanmak istiyorsa, diğer taraf bu konuda anlaşmalıdır. Taraflardan biri boşanamaz ise dava çekişmeli bir hal alacak ve ayrılık süreci uzun sürecektir. Tüm bu aşamalarda boşanma avukatı İzmir sizlere hizmet vermeye devam edecektir.

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun Amacı Nedir?

kvkk

Kişisel Verilen Korunması Kanunu 2010 yapılında düzenlenen Anayasanın özel hayatın gizliliği ile ilgili maddesi gereğince belirtilen temel hak olarak işlenen kişisel verilerin korunması ile ilgilidir. Anayasada kişinin ödev ve haklarına ilişkin bölümlerde KVKK maddeleri belirtilmiştir. Aynı şekilde KVKK ile ilgili detaylar Anayasada belirlenen sınırlar içerisinde diğer özgürlük ve haklar lehine olacak şekilde sınırlandırılabilir. Avrupa Birliği Uyum süreci kapsamında hazırlanmış olan KVKK tasarısı 18 Ocak 2016’da TBMM başkanlığına sevk edilmiştir.

KVKK Nedir?

KVKK kelimesinin açılımı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu olarak bilinmektedir. Tüm bunların yanı sıra bu kanunu çok daha iyi bir şekilde korumak ve denetmek için ilgili maddenin çıkartılması sonrasında KVKK kurumu hayata geçmiştir. Bu kurumun kurulması işleminden sonra denetimler sıklaşmış ve kişisel verilerin korunması için ciddi incelemeler yapılmaya başlanmıştır. Uzunca bir süre yasa tasarı olarak mecliste bekleyen Kişisel Verilerin Korunması Kanunu 2016 yılında resmî gazetede yayınlanmıştır. Bu kanunun sayesinde kişisel verilerin işlenmesi ve özel hayatı gizliliği gibi temel hak ve özgürlüklerin korunması gereken konularda ilgili firmalar çok daha dikkat eder bir hale gelmiştir.

Kişisel Verilerin Korunması 6698 Sayılı Kanununun Amacı Nedir?

Bu kanun, uluslararası belgeleri, karşılaştırmalı hukuk uygulamasını ve ülkemizin ihtiyaçlarını dikkate alarak, kişisel verilerin çağdaş standartlarda işlenmesini ve korunmasını amaçlamaktadır.

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun amacı, kişisel verilerin işlenmesine ilişkin şartları, kişisel verileri işlerken kişilerin temel hak ve özgürlüklerini, kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken yükümlülük ve usul ve esasları düzenlemekle başlar. Kişisel mahremiyetin korunması ve veri güvenliğinin sağlanması da bu şemsiyenin altına düşmektedir. KVKK kanunları, kişisel verilerin sınırsız ve rastgele toplanması, kişisel verilerin yetkisiz kişiler tarafından erişilmesi, ifşa edilmesi veya kötüye kullanılması veya kötüye kullanılması yoluyla bireysel hak ihlallerini önlemek için tasarlanmıştır.

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kimleri Kapsamaktadır?

KVKK kanunu, kişisel verileri işleyen gerçek kişiler ile bu verileri tamamen veya kısmen otomatik olarak veya herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla işleyen gerçek ve tüzel kişiler için geçerlidir. Başka bir deyişle, yasa, verilerinin bir kısmını veya tamamını işleyen herkesi kapsar.

Kanun, verileri işlenen gerçek kişiyi ifade ettiğinden, hukuki ehliyete sahip tüm kişiler kanun kapsamına girer. Ancak kanunda “kişisel verisi işlenen gerçek kişi” ibaresi kullanıldığı için, kişisel verisi işlenen tüzel kişi bu kanun kapsamı dışındadır. Veri işleme faaliyetlerinde bulunan kişiler için kanunda gerçek ve tüzel kişi ayrımı yapılmamaktadır. Öte yandan, veri kayıt sisteminin bir parçası olmaksızın veri işleyenler de kanun kapsamı dışındadır.

Kişisel Verilerin Korunması

Kişisel verilerin korunmasına ilişkin olarak birinci amaç, kişisel verilerin işlenmesini düzenlemek ve temel hak ve özgürlükleri korumaktır. Aslında, kişisel verilerin korunması temel olarak verileri değil, o verilerle ilişkili kişileri korumak için tasarlanmıştır.

Kanunda belirtildiği üzere; bireyleri, kendileri hakkındaki verilerin tamamen veya kısmen otomatik veya otomatik olmayan şekilde işlenmesinden doğacak zararlardan korumak için tasarlanmış idari, teknik ve hukuki tedbirleri ifade eder ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin ilkelerde somutlaşır.

Kişisel Verinin Tanımı Nedir?

Bu ifadelere göre “kişisel veri”, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi ifade eder. Kişisel verilerden söz edilebilmesi için verilerin gerçek bir kişiye ait olması ve bu kişinin belirli veya belirlenebilir olması gerekir. Başka bir deyişle, saklanan veya işlenen verilerde kişinin açık olarak tanımlanmış olması şartı bulunmaktadır.

Örneğin siber güvenlik uzmanı Ali Berk – ali.berk@example.com Bu örneğe baktığımızda unvan bilgisi, ad, soyad ve e-posta yer aldığı için açıkça bir kişiye atıfta bulunduğunu söyleyebiliriz.

Kişisel veriler gerçek kişilere ilişkin olup, tüzel kişilere ilişkin veriler kişisel veri tanımında yer almamaktadır. Bu nedenle, bir şirketin ticaret unvanı veya adresi gibi tüzel kişilere ilişkin bilgiler (bir gerçek kişiyle ilişkilendirilebileceği durumlar hariç) kişisel veri olarak kabul edilmeyecektir.

Bir kişiyi belirli veya tanımlanabilir hale getirme: Kişisel veriler, yalnızca ilgili kişinin kimliğini değil, herhangi bir kayıtla ilişkilendirerek o kişiyi tanımlayabilecek her türlü bilgiyi de ortaya çıkarabilir.

Çeşitli bilgiler: Bu ifade çok geniştir ve gerçek kişi anlamına gelir; ad, soyad, doğum tarihi ve doğum yeri gibi bilgiler sadece kişisel kimliği değil, telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, özgeçmiş, fotoğraf, video ve ses kayıtları, parmak izleri, e-posta adresleri, hobiler, tercihler, kişiler, grup üyeleri, aile bilgileri, sağlık bilgileri ve daha fazlası. Tanımlanabilir veya dolaylı olarak tanımlanabilir hale getiren tüm veriler kişisel veri olarak kabul edilir. Önemli olan, verilerin kişiyle ilişkilendirilmesi veya onu tanımlayabilmesidir.

Örnek olarak takma isimlerin kendi başına veya başka bir veriyle yan yana getirilerek kişiyi tanımaya sağlayabilecek nitelikte veriler de kişisel veri olarak kabul edilmektedir. Tüm bunların yanı sıra sıklıkla kullanılan kimlik verilerinin belirlenen gerçek kişiler ile ilgili müşteri raporları, işe giriş belgeleri, mülakat formları, görüntü ve ses kayıtları, her türlü veri içeren görseller, kayıtlar da KVKK kapsamında veri olarak kabul edilmektedir.

Kişisel Verilerin İşlenmesi Ne Anlama Gelmektedir?

Kişisel verileri, herhangi bir veri kaydının parçası olmak kaydıyla, tamamen veya kısmen otomatik veya otomatik olmayan yollarla elde etmek, kaydetmek, saklamak, kaydetmek, değiştirmek, yeniden düzenlemek, ifşa etmek, aktarmak, devralmak, sağlamak, sınıflandırmak veya kullanmak engelleme gibi çeşitli işlemler gerçekleştirilir. Örneğin, kişisel verilerin yalnızca bir disk, CD veya sunucu üzerinde saklanması, söz konusu veriler üzerinde başka bir işlem yapılmasa bile bir veri işleme faaliyetidir. Başka bir deyişle, kişisel verilerin saklanması aynı zamanda kişisel verilerin işlenmesi anlamına da gelmektedir.

Sizlerde İzmir KVKK avukatından profesyonel destek almak istiyorsanız Kalemci Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz. Bizler İzmir Avukatları olarak sizlerin tüm kişisel verilerinizin gizlenmesini ve bu kapsamda yaşadığınız mağduriyetlerin giderilmesi için elimizden gelen tüm imkanları kullanıyoruz. Bizimle iletişim adreslerimiz üzerinden kolay bir şekilde iletişime geçebilirsiniz.

 

 

Boşanma Davasını Kadın Açarsa Nafaka Alabilir Mi?

nafaka davası

Boşanma davasında, davayı açan kadın ya da erkek olsun, diğer taraf boşanma sonucu maddi yoksulluğa düşen tarafa nafaka ödemek zorundadır. Yoksulluk nafakası aylık veya bir defada ödenebilir. Nafaka, bir kişinin bakımı ve eğitimi için bir tarafça ödenen nafakadır. Bu nafakayı ödemek için kimin dava açtığı önemli değil.

Nafaka konusu ne olursa olsun, hangi tarafın boşanma davası açması gerektiği sorusunun cevabı kusurlar açısından değerlendirilir. Buna göre; suçlunun boşanma davası açması doğru değildir. Örneğin, zina, akıl hastalığı, rezil hayat gibi özel sebeplerle açılan boşanma davasında, davayı açanın kusurlu olduğu tespit edilirse, bu dava kabul edilmeyecektir. Bu nedenle, bakım nedeniyle boşanma davalarında, mükemmel taraf boşanma davası açmalıdır. Nafaka davası açıldığında mahkeme tarafında her iki tarafında ekonomik durumları analiz edilir ve kişilerin hayatlarının kalitesine bakılmaktadır. Yapılan bu çalışma sonucu elde edilen verilere göre nafaka hakkında bir karar verilir.

Kadın Boşanma Davası Açarsa Ne Kadar Sürer?

Boşanma davalarında kadın veya erkeğin açması açısından hiçbir fark yoktur. Bu yüzden kadın boşanma davası açarsa ne kadar sürer sorusu için hiçbir şeyin değişmeyeceğini belirtmemiz gerekir. Genel anlamda çekişmeli boşanma davaları için belirtilen süre 300 gün, anlaşmalı boşanma davaları için de 40 gün olarak bildirilmektedir.

Boşanma Davaları

Boşanma davaları birçok farklı nedenle açılabilen davalardır. Taraflardan biri diğerine karşı boşanma davası açabilir veya her iki taraf da karşılıklı anlaşma ile boşanma davası açabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma davaları iki farklı gruba ayrılmaktadır. Bunlardan ilki çekişmeli boşanma davası diğeri ise çekişmeli boşanma davasıdır. Çekişmeli boşanma davaları, tarafların velayeti, nafaka, tazminat vb. Konuda uzlaşmaya varıldıktan ve boşanma sözleşmesi hazırlanıp imzalandıktan sonra açılan davalardır. Anlaşmalı boşanma davası, tarafların tüm konularda anlaşarak kısa sürede davayı kapatması davasıdır.

Çekişmeli boşanma davası ise taraflardan birinin boşanmak isteyip diğerinin istemediği veya tarafların boşanmanın şartları ve sonuçları üzerinde anlaşamadıkları davadır. Bu durumlarda taraflar nafaka, velayet ve tazminat konusunda anlaşamadıkları için boşanma süreci daha uzun sürmektedir. Boşanma Davalarında Mahkeme Usulü değişkenlik göstermektedir.

Türk Medeni Kanun’da yapılan tanımlara göre iki fark boşanma sebebi bulunmaktadır. Bu tanımlamalardan ilki özel boşanma ve genel boşanma nedenlerdir. Özel boşanma nedenleri: Onur kırıcı davranış, zina, suç işleme, hayata kastetme, haysiyetsiz bir şekilde hayat sürme ve son olarak akıl hastalığıdır. Çekişmeli olarak boşanma davası açacağı durumlarda boşanma sebebini özel bir nedene dayandıran kişiler ilgili sebepleri kanıtlaması gerekmektedir. Bu yüzden dava sürecinde bu durumlara bağlı olarak değişkenlik göstermektedir.

Sizlerde alanında uzman bir şekilde hizmet veren İzmir en iyi boşanma avukatı ile iletişime geçerek sürecin yakından takip edilmesini sağlayabilirsiniz.

boşanma davasında nafaka

Boşanma Davasında İlk Duruşma Ne Zaman Yapılır?

Boşanma davasında ilk duruşma ne zaman yapılır sorusu da en çok merak edilen konulardan bir tanesidir. Ön dilekçe ve dilekçenin verilmesinin dilekçe aşaması boşanma davasının en önemli aşamalarıdır. Boşanma dilekçesi davalıya tebliğ edildikten sonra cevap süresi kanunda öngörüldüğü üzere 14 gündür.

Davalının davacının eşi olan davacıya cevap tebligatı 30 gün içinde tespit edilmiş olup, cevaba cevavap süresi tebliğ tarihinden itibaren 14 gündür. Bu aşamadan sonra ikinci bir cevap isteği, cevabın cevaplanıp cevaplanmadığı ile ilgili olup, verilmişse süreler tekrar işler.

Dilekçeler ve dilekçelere verilen yanıtlar için oluşturulan aşamaların tamamlanması ve duruşma tarihlerinin belirlenmesi için ortalama süre 120 gündür. İlk duruşma tarihi, duruşma hazırlığı ve tebliğ edilen taraflarca belirlenecek ilk duruşma zamanı ortalama 199 gündür.

Sizlerde tüm bu süreçlerin profesyonel İzmir Avukatlık bürosu tarafından yönetilmesini istiyorsanız bizlere danışabilirsiniz.

Boşanma Davalarında Kadınların Hakları Nelerdir?

Boşanma aşamasında her iki taraf da eşittir ve her iki tarafın hakları kanunla korunur. Boşanma davalarında kadın hakları konusu da tarafların eşitliği ilkesi ile cevaplanabilir. Buna göre; boşanma davasında kusurlu taraf ve mükemmel taraf. Sorun, tarafların cinsiyetine göre değil, tarafların kusurlu olup olmadığına göre belirlenir.

Boşanma davalarında nafaka konusu her ne kadar kadın hakkı olarak görülse de cinsiyetle değil, kişinin maddi durumu, geliri ve yaşam kalitesi ile ölçülen bir konudur. Kadın boşanma davası açarsa nafaka alabilir mi?  Boşanma davasında boşanma nedeniyle yoksullaşan eşe nafaka ödenir. Ancak bu kararın detayları ve nafakanın miktarı ancak çeşitli incelemelerden sonra mahkeme tarafından belirlenebilir.

Her iki tarafın da 18 yaşından küçük çocukları varsa, diğer eş çocukların velayeti olan ebeveyne nafaka öder. İştirak nafakası olarak belirtilen nafaka çocukların eğitimi ve bakımı için ödenmesi gereken zorunlu bir aylık ücrettir.  İştirak nafakasının bedeli nafakayı ödeyecek olan kişinin gelirine göre ilgili mahkeme tarafından belirlenmektedir.

Kadın Boşanma Davası Açarsa Erkek Kabul Etmezse Ne Olur?

Nafaka davalarında olduğu gibi boşanma davalarında da taraflardan bir tanesi süreci kabul etmezse davanız çekişmeli boşanma davasına dönecektir. Bu yüzden davalarda Kadın boşanma davası açarsa erkek kabul etmezse ne olur sorusunun cevabı için herhangi bir ayrım yapılmamaktadır. Ülkemizde işletilen hukuk sisteminde davayı kimin açtığına bakılmamaktadır. Sizlerde alanında uzman aile ve boşanma avukatından destek almak istiyorsanız Kalemci Avukat ile irtibata geçebilirsiniz. Boşanma davaları İzmir Avukat olarak sürecinde sizin adınıza tüm süreci takip ediyor ve sizin için gerekli tüm işlemleri yerine getiriyoruz.

Sahte Sosyal Medya Hesabı Üzerinden Hakaret Edilmesi Suçu

fake hesaptan hakaret

Sosyal medya platformları günümüzde sıklıkla kullanılan içerik paylaşım araçlarıdır. Öyle ki günümüzde toplumumuzun büyük bir kısmı günlerinin neredeyse tamamını sosyal medya platformları üzerinde geçirmektedir. Bu platformlar sayesinde dünyanın herhangi bir yerindeki insanla tanışabilirsiniz. Tüm bunların yanı sıra tanıdığınız ve sevdiğiniz insanlarla etkileşimde bulunarak onlarla video, fotoğraf, anlık durum gibi görselleri paylaşabilirsiniz. Sosyal medya platformlarının saydığımız bu güzel yanlarının yanı sıra kötü yanları da bulunmaktadır. Gerçek hayatta suç işlenebileceği gibi sanal platformlar aracılığıyla da suçlar işlenebilmektedir. Bu içeriğimizi sosyal medyada hakaret nereye şikâyet edilir gibi soruların cevaplarına ulaşabilirsiniz. Kanunlarımızda suç olarak değerlendirilen bu davranışların birtakım cezaları bulunmaktadır.

Sosyal Medya Üzerinde Yapılan Davranışlar Kontrol Ediliyor Mu? 

Sosyal medya platformlarında anlık olarak milyarlarca insan çevrimiçi bulunmaktadır. Bu kadar insanın bir arada olduğu bir yerde kurallar bir bütünün parçası gibi rol oynamaktadır. İnsanlar sosyal medya mecralarında gerçek hayatta hiçbir yerde göremeyeceği insanlarla karşı karşıya gelebilir. Sağlanan bu sınırsız ulaşım imkânı bazı kullanıcılar için kötüye kullanım isteği doğurmakta ve onların bu hareketler neticesinde hiçbir yaptırım ile karşı karşıya kalmayacağını düşündürtmektedir. Sosyal medyada hakaret suçu ile karşı karşıya kaldığınızda nasıl bir yol izleyeceğinize dair rehber niteliğinde içerimizi okuyarak sizlerde bilgi sahibi olabilirsiniz.

1. Hangi Kelimelerin Kullanılması Hakaret Suçu Oluşturur?

İnternet ortamında işlenen suçlar genellikle bilişim hukuku çerçevesinde düzenlenmektedir. Olayın gelişimine göre her ne kadar suç sanal alemde gerçekleşmiş olsa da istisnai olarak bazı durumlarda bu kapsama dahil edilmemektedir. Sosyal medyada hakaret suçlarında pek çok farklı metod bulunmaktadır. İnsanlar kendilerine ait olmayan fake olarak tabir edilen hesaplardan çok yakından tanıdığı kişilere istenmeyen bir sürü mesaj atabilmektedir. Sanıldığı gibi fake hesaplar bulunamaz değil, en kısa sürede yapılan araştırmalar neticesinde ortaya çıkartılabilir durumlardır. Fake hesaptan hakaret veya sahte hesaptan hakaret suçları da günümüzde çok kolay bir şekilde tespit edilmektedir. 

Tüm bunların yanı sıra bir kişinin paylaşmış olduğu fotoğraftaki fiziksek özelliklerine, ruhsal bütünlüğünü bozmak amacıyla hakaret ve olumsuz fikir beyan eden yorumlar yazmak hakaret suçunu oluşturan fiillerden biridir. Öyle ki bir kişinin gerçekte var olan bir özelliğini sadece renciden etmek amacıyla yorum veya mesaj olarak göndermek de günümüzde hareket suçunu oluşturmaktadır.

İnsanlara yapılan yorumlarda aşağılayıcı yorumlar ve küfür olarak tabir edilen kötü sözler bu suçun temel unsurlarıdır.

2. İnternet Yoluyla Hakaret Suçunun İşlenmesi 

Bazı durumlarda, bir hak ihlalinin hakaret veya tehdit olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusunda kafa karışıklığı olabilir. Özellikle hukuki inceleme suçun unsurları ile yapıldığında siber tehdit suçu, çeşitli anlamlarda hakaret suçundan farklı şekil ve sonuçları olan bir suçtur.

Tehdit, bir kişiye makul olmayan bir şekilde zarar göreceği veya zarar göreceği söylendiğinde ortaya çıkar. Tehdit edilen suçun önemli ve haksız zarara yol açacağını mağdura bildirmek yeterlidir. Hakaret suçunda amaç zarar vermek değildir. Bununla birlikte, sosyal medyadaki dilekçe hakkı, basın hakkı, savunma dokunulmazlığı talep hakkı gibi temel haklar kapsamında yapılan bazı paylaşımların hakaret suçu oluşturduğu söylenemez. Hangi hareketin suç oluşturup oluşturmayacağını İzmir Bilişim Avukatı aracığıyla tespit edebilirsiniz.

bilişim hukuku

3. İnternet Yoluyla Hakaret Suçunun İspatı

Günümüzde yaygın olarak kullanılan sosyal medya uygulamaları (Facebook, Twitter, Instagram gibi) üzerinden işlenen suçlarda suçluları tespit etmek son derece kolaydır. Öncelikle şikayetçi olduğunuz hesap bilgileri platform kurucularından devlet adına talep edilmektedir. Yapılan bu talep sonrasında kişinin ip bilgileri varsa özel iletişim bilgileri dahil olmak üzere tüm bilgileri adli makamlarla paylaşılmaktadır. Yani bu suçu işleyen kişiler her ne kadar fake hesap açmış olsalar bile kanun ve kurallardan kaçamamaktadırlar.  Tüm bunların yanı sıra işlenen suçlarda karşı tarafın adı ve fotoğrafı olduğu için emniyet teşkilatı hiçbir bilgi talep etmeden de suçluları yakalama imkanına sahiptir.

4. İnternet Yoluyla Hakaret Suçunda Şikâyet Süresi ve Zamanaşımı

Her şikâyet türünde olduğu gibi bu şikâyet türünde de zamanaşımı söz konusu olmaktadır. Sahte Sosyal Medya Hesabı Üzerinden Hakaret Edilmesi Suçu şikâyete bağlı suç olarak değerlendirilmektedir. Bu hakarete maruz kalan kullanıcılar olayın gerçekleşmesinden itibaren 6 ay içerisinde şikâyette bulunabilir. Bu süreç içerisinde şikâyette bulunmayan kullanıcıların şikâyet hakları zaman aşımına uğrayacaktır.

5. Hakaret Suçu Cezasının Ertelenmesi veya Adli Para Cezasına Çevrilmesi

Hakaret suçlarında işlenen suçlara karşılık olarak hapis cezası yerine adli para cezası da verilmektedir. Bu kararda verilen cezanın süresinin düşük olması ve ağız cezalara girmediğinden dolayı adli para cezası hükmü verilebilmektedir. İnternet ve sosyal medya üzerinden işlenen hakaret suçlarında doğrudan adli para cezası hükmü de verilebilir.

İzmir Deneyimli Bilişim Avukatı

Sahte Sosyal Medya Hesabı Üzerinden Hakaret Edilmesi Suçu ile karşı karşıya kalan kişilerin dava açması gerekmektedir. Sosyal medya platformu üzerine fenomen olun veya olmayan gönderilerinize gelen tüm kötü yorumlarda şikâyet hakkınız bulunmaktadır. Ülkemizde hızla gelişen bilişim hukuku sayesinde haklarınız yasalarla koruma altına alınmaktadır. Adınıza açılacak olan davalarda süreci yakından takip etmesi ve hakkınızı savunması için bilişim avukatı ile çalışmanız gerekebilir. İlgili avukatlarla görüşürken bu konu hakkında yeterince bilgi sahibi olup olmadığını sorgulamak en doğal hakkınızdır. Bizler İzmir Bilişim Avukatı bürosu olarak tüm haklarınızı biliyor ve müvekkillerimizin haklarını savunmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Aklınıza takılan soru ve diğer detayları bizlere iletişim adreslerimiz üzerinden iletebilirsiniz.

 

Aldatma (Zina) Sebebiyle Boşanma Davası Nedir?

bosanma-davasinda-kusur-sayilan-haller

Aldatma (zina) nedeniyle boşanma davası; evlilik hayatı devam ederken taraflardan bir tanesinin diğer eşi aldatması Medeni Kanun maddelerine göre aykırı bir davranıştır. Bu davranış sonucunda aile mahkemesinde özel yargılama usullerine dahil olan dava türü olarak bilinmektedir. Kanunlarımıza göre Zina, kişinin eşinin dışında bir kişiyle birlikte olması, cinsel ilişkiye girmesi olarak tanımlanır.

Kanunlarımızda yer alan diğer maddelere göre eşlerden bir tanesinin bir başkasına satılması, dokunması veya öpüşmesi Medeni Kanun’da zina olarak kabul görmemektedir. Sergilenen bu davranışlar haysiyetsiz bir biçimde hayatın idame ettirilmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu tanıma göre gerekçeli boşanma davası açılabilmektedir.

Tüm bunların yanı sıra eşlerin bir başkasıyla cinsel ilişkiye girip girmediğini elde edilecek bulgulardan yararlanılarak anlamak mümkündür. Mahkeme makamı bu karineleri de delil olarak kabul edecektir. Bu deliller aynı otel odasında başka bir kişiyle kalmak, bir konutta birlikte bir gece geçirmek gibi şeyler olabilir. Bu içeriğimizi dikkatle okuyarak Aldatma (Zina) Sebebiyle Boşanma Davası hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.

Zina Nedeniyle Boşanma Davasında Mal Paylaşımı

Zina nedeniyle boşanma kararının mahkeme tarafından verilmesinin ardından mal paylaşımının yapılması için 2. bir dava açılabilir. Tüm bunların yanı sıra zina kararı göz önünde bulundurularak mal paylaşımı diğer paylaşımlarda olduğu gibi yarı oranda olmayabilir.

Zina nedeniyle boşanma (aldatma) halinde mahkeme, kusurlu eşin katılma hakkı, kalıntı değer payının adil bir şekilde azaltılmasına veya bu hakkın iptaline karar verebilir. Yani zina halinde hâkim, alacaklara iştirak esasına göre malları eşler arasında yarıdan farklı bir oranda bölüştürme takdirine sahiptir. Örneğin, mal paylaşımında eşini aldatan erkeklerin katılım oranı 1/3, kadınların payı ise 2/3 olarak belirlenebilir. Aslında hâkim, aldatmanın özelliklerine, evliliğin süresine, çocuk olup olmadığına vb. göre karar verebilir. Birçok kriteri göz önünde bulundurarak aldatan adama para, yani mal vermemeye karar verebilir. Medeni Kanun’un bu hükümlerinin uygulanabilmesi için boşanma kararının zinaya dayalı olması gerekir.

Zina sebebiyle verilen boşanma kararları aldatan eşin mal paylaşımında alacağı payın azaltılmasını veya tamamen hak mahrumiyeti verilmesini kapsamaktadır. Bu kapsam sadece ve sadece edinilmiş mallar üzerinde geçerlidir. Diğer mal rejimleri bu kapsamda sayılmamaktadır. Bu mal rejimleri ile alakalı bilgiler için tıklayınız.

Aldatma (Zina) Nedeniyle Boşanma Davası Açma Süresi

Aldatma (Zina) nedeniyle boşanması davası açmak için oluşması gereken bazı şartlara bir üst paragrafta değinmiştir. Şimdi ise zinaya dayalı boşanma davası ile alakalı dava açma süresine değineceğiz.  Taraflardan biri aldatırsa, diğer tarafın aldatmanın (zina) öğrenildiği tarihten itibaren 6 ay içinde boşanma davası açma hakkı vardır. Boşanma nedeni sonradan bilinse bile, zina (aldatma) gerekçesiyle boşanma davası açma süresi, aldatmadan 5 yıl sonra zamanaşımına uğrar.

Zinaya göz yumulursa, eşin dava açma hakkı ortadan kalkmaktadır. Bağışlama sözlü veya yazılı olabileceği gibi eşler arasında gösterilen davranışlarla da anlaşılabilir. Örneğin; karısı ona ihanet etse de o eve geldiğinde diğer eş, “ne yaptıysan lütfen eve git” mesajıyla onu affetmiş sayılırdı. Belirtmemiz gerekir ki, 5 yıllık zamanaşımı süresi, yani aldatma nedeniyle boşanma davası açma süresi sona erdikten sonra, adi boşanma davalarında aldatma boşanma nedeni olarak kullanılabilir.

aldatma nedeiyle boşanma

Zina Nedeniyle Boşanma Davası Ne Kadar Sürer

Zina nedeniyle boşanma davası ne kadar sürer cevabını vermek için öncelikle İzmir Boşanma Avukatı ile görüşmeniz gerekmektedir. Bu konu hakkında en net bilgiyi davanız ile ilgili detaylara hâkim olan avukat taraf verecektir. Yargı makamında planlanan boşanma davası süresi 300 gün olarak belirlenmiştir. İzmir en iyi boşanma avukatı aracılığıyla sizler bu süreyi çok daha kısa sürelere çekebilme imkanına sahipsiniz.

Destek alacağınız İzmir Boşanma Avukatı ile bu süre ortalama 5 celsede sona erecektir. Avukatlık hizmeti almadığınız takdirde bu süre taraflar için yaklaşık 8 ile 10 celse süresinde sonuçlanmaktadır.

Aldatıldığımı Öğrendim Tazminat Davası Açabilir Miyim? 

Öncelikle şunu belirtmemiz gerekir ki aldatılma durumu sadece eşler arasında geçerli olmaktadır. Gerçekleşen bu olay bir eşin diğer eşe karşı işlediği haksız bir davranıştır. Bu sebeple aldatıldığını fark eden ve boşanan eş kusurlu olan tarafa tazminat davası açma hakkı bulunmaktadır. Tüm bunlarla birlikte aldatılma durumu sadece eşler arasında olacağından 3. bir kişiye boşanma davası açılması mümkün değildir.

Yargıtay tarafından aldatılan eşlerin yalnızca zina nedeniyle üçüncü şahıslardan tazminat talep etme haklarının olmadığına karar verilmiştir. Verilen bu Karara göre, evli bir kişiyle birlikte yaşayan üçüncü bir kişinin eylemleri, karşı tarafa karşı haksız fiil olarak kabul edilemez. Karı koca arasındaki sadakat yükümlülüğü geçerlidir, çünkü medeni hukuk özel olarak üçüncü bir kişinin müşterek sorumluluğunu sağlamaz ve bu nedenle üçüncü bir kişiden zina nedeniyle maddi veya manevi tazminat talep edilemez. Ancak zina durumunda, diğer taraf, bazı sınırlı durumlarda, zinanın birlikte işlendiği üçüncü kişiye karşı manevi tazminat davası açabilir. Üçüncü kişiler aleyhine manevi tazminat davası Yargıtay İBK kararı ile aşağıdaki şekilde belirlenir.

İzmir En iyi Boşanma Avukatı 

Boşanma, nafaka gibi işlemlerde istenilen sonucuna ulaşmak için öncelikle bu konularda deneyimli bir avukatlık bürosu ile çalışmanız gerekmektedir. İzmir boşanma avukatı olarak sizlere tüm aşamalarda yardımcı olmak isteriz. Nafaka hesaplanırken göz önünde bulundurulacak taraflarınızı analiz ederek mahkemeye sunuyor ve almanız gereken tüm haklarda yardımcı oluyoruz. Tüm bunların yanı sıra İzmir en iyi boşanma avukatı statüsüne sahip olarak evlilikleriniz ile alakalı hukuki süreçleri mümkün olan en kısa süre içerisinde sonlandırılması için elimizden geleni yapıyoruz.

 

Hapis Cezasının Ertelenmesi

Hapis cezasının ertelenmesi, belirli koşullarda mahkeme heyeti tarafından verilebilen kararlardan birisidir. Bunun için olması gereken ilk şart söz konusu cezanın 2 yıldan az olmasıdır. Ek olarak 18 yaşını doldurmamış kişiler ve 65 yaşını geçmiş kişiler için 3 yıldan az cezaya sahip olması yeterlidir. Bu süreden fazla olan hapis cezalarında ertelenme hükmü verilememektedir. Ayrıca infazın muhatabı olan kişinin geçmiş zamanlarda 3 aydan uzun süreli ceza almamış olması şartı da bulunmaktadır. Bu durumların dışında cezanın ertelenmesi hususunda mahkeme heyeti tarafından da görüş oluşması gerekmektedir. Yargılama sürecinde kişinin suçu tekrarlamamasına dair pişmanlık yaşandığına dair bir kanaat oluşması halinde hapis cezası ertelenebilmektedir.

Hapis cezasının ertelenmesi konusunda suçun türüne göre ek karar da verilebilmektedir. Mağduriyet yaşayan kişilerin ya da kamu kuruluşlarının zararlarının tazmin edilmesi mahkeme tarafından istenebilmektedir. Böyle bir durumda ise ceza verilen kişi zararı karşılayana kadar hapis cezasının infaz edilmesiyle karşılaşmaktadır. Dolayısıyla her ne kadar erteleme kararı çıksa dahi bir koşula bağlı olduğu için hapis cezasının çekilmesi durumu söz konusudur. Bunun dışında verilen hapis cezası erteleme kararına itiraz için istinaf mahkemelerine başvuru yapılabilmektedir. Sonrasında temyize gidilmesi halinde karar Yargıtay tarafından hukuka uygun olarak tekrar değerlendirilebilmektedir.

Hapis cezasının ertelenmesi kararı verilirken kişinin denetime tabi tutulması için de süre belirlenmektedir. Bu süre 1 ila 3 yıl arasında değişiklik göstermektedir. Bu süreçteki asıl amaç suç işleyenin tekrar benzer bir şekilde suça karışmamasıdır. Eğer ki denetim süresi içerisinde farklı bir suçtan dahi ceza alınması durumunda ertelenmiş olan ceza ile birlikte infaz gerçekleşmektedir. Bu da suçlu kişiler için caydırıcı bir unsur olmaktadır. Bunlara ek olarak hapis cezasının ertelenmesi kararı verilse dahi ceza adli sicile işlemektedir. Ancak denetim süresinin sonucunda gerekli yükümlülükler suçlu tarafından yerine getirilirse suç bilgisi sicil kaydından silinmektedir. Denetim sırasında suç işleyen kişinin herhangi bir mesleği yoksa yetkili makamlar tarafından verilen eğitimlere zorunlu olarak katılması istenebilir. Ya da meslek sahibi olan kişiler kamuda ya da özel sektörde ücret karşılığı çalıştırılabilir.

Muhakemesiz İcra Olmaz

Muhakemesiz icra olmaz cümlesinin anlamı; hakkında ceza davası açılmamış bir kişi ya da olay için yargılama yapılamamasına denmektedir. Ve bu durum kanunlarca belirlenmiştir. Ceza Muhakemesi Kanunu 225/1 maddesinde açıkça belirtildiği üzere; mahkeme yalnızca kendisine sunulan iddianame üzerinden hareket ederek yargılama yapabilmektedir. Açıklık getirmek gerekirse savcının mahkemeye sunduğu belgelerde geçen kişiler ve olaylarla ilgili yargılama gerçekleşmektedir. Bunun dışında kalan durumlar için herhangi bir yargılama yapılamamakta ya da karar verilememektedir. Dolayısıyla ceza davasında sanığın avukatı bu ilkeyi göz önünde bulundurarak müvekkilinin haklarını korumakla yükümlü olmaktadır.

CMK 170 maddesinde belirtildiği şekilde suçları soruşturma ve koşulların sağlanması durumunda dava açılması görevi Cumhuriyet Savcısına aittir. Suç olduğu iddia edilen bir olay ile ilgili olarak sanık hakkında yargılama gerçekleştirilebilmesi için, bu fiilin dava konusu olarak mahkemeye sunulması gerekmektedir. Davaya konu olmayan her türlü fiil için mahkeme kendiliğinden el koyarak yargılama yoluna gidememektedir. Bu durumda savcılığın verdiği iddianame ile dava açıldıktan sonra sanığın farklı suçları tespit edilirse bunların her biri için ayrı davalar açılması gerekmektedir. Benzer şekilde iddianamede yer almayan ve şüpheli olarak gösterilmeyen kişiler için de herhangi bir hüküm verilmesi mümkün olmamaktadır. Bu bilgilere ek olarak eğer muhakemesiz icra olmaz ilkesi ihlal edilen bir dava söz konusuysa konu üst mahkemelere taşınabilmektedir.

Dava konusu edilmeyen bir olayın yargılaması mahkeme tarafından yapılmışsa durum Yargıtay tarafından incelenmektedir. Burada muhakemesiz icra olmaz ilkesinin ihlali tesit edilmişse Yargıtay kararın yok hükmünde olmasına karar verebilir. Bunun sonucunda ise temyize konu olan dava da yok hükmünde olacağı için dava istinaf mahkemesi ya da Yargıtay tarafından reddedilmektedir. Yine ilkenin ihlali durumunda üst mahkeme davayı bozma kararı da verebilmektedir. Bunun nedeni ise ceza alan kişinin infazında herhangi bir yanlışlık olmaması ve üst mahkemeye taşınan konunun şekil olarak mahkeme kararı olmasıdır. Son olarak istinaf mahkemesi ya da Yargıtay tarafından davanın düşmesi kararı verilebilmektedir. Davaya konu edilmeyen bir fiil için verilen kararlar bu şekilde devre dışı bırakılabilmektedir.