Çekişmeli Boşanma Davası

Çekişmeli Boşanma Davası

Boşanma, evliliğin sürdürülememesi üzerine hukuki olarak sonlandırılmasına verilen isimidir. Tarafların ilgili mahkemeye başvurması sonucunda dava açılmakta ve yürütülmektedir. Bu davalar anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davası olarak ikiye ayrılmaktadır. Anlaşmalı davalarda genellikle kısa sürede sonuç alınabilmektedir. Ancak çekişmeli davada birçok farklı etken olduğu için daha uzun sürede karar çıkması muhtemeldir. Bu sebeple bir avukat ile anlaşılarak ilerlenmesi halinde başarılı sonuç alma ihtimali de artmaktadır. Çünkü çekişmeli durumlarda nafaka, velayet ve mal paylaşımı gibi farklı konular vardır. Kişinin hayatını direkt olarak etkileyecek bir dava olması nedeniyle de işinde profesyonel olan avukatlar ile çalışılması önerilmektedir. Ayrıca alanında deneyimli ve daha önce birçok kez bu davalara girmiş avukatlara başvurmakta fayda olacaktır.

Çekişmeli boşanma davası açılması için evlilik süresinin herhangi bir önemi yoktur. Taraflar arasında yaşanabilecek pek çok problem nedeniyle istendiği zaman evliliğin sonlandırılması için başvuruda bulunulabilir. Evlilik hayatında şu durumlar çekişmeli boşanma davasına neden olmaktadır; eşin zina yapması, eşin diğer eşe karşı onur kırıcı davranışlarda bulunması ve hayatına kast edici hareketlerde bulunması, eşin akıl sağlığının tıbbi açıdan yerinde olmaması ve bunun ilgili kurumlarca ispat edilmesi, eşin evliliğin gerektirdiği şartlara uymaması ve terk etmesi. Tüm bu belirtilen sebeplerde mağdur taraf boşanma avukatına danışarak mahkeme başvurusunu başlatabilmektedir. Böylece müvekkili için gerekli dilekçeyi hazırlayan avukat tüm duruşma ve süreçleri de sağlıklı bir şekilde takip etmektedir. Dosyaya eklenmesi gereken evrakların ve şahitlerin davaya dâhil edilmesi gibi durumlarda da avukat devreye girmektedir.

Çekişmeli Boşanma Davası

Çekişmeli boşanma davası için yetkili makam Aile Mahkemesidir. Eğer davayı açacak kişinin ikamet ettiği yerde aile mahkemesi yoksa asliye hukuk mahkemesine müracaat edilebilmektedir. Eğer mal paylaşımı konusunda bir anlaşmazlık varsa ayrı bir dava açılması gerekmektedir. Çekişmeli boşanmanın sona ermesi beklenebildiği gibi aynı anda mal paylaşımı için de süreç başlatmak mümkündür. Benzer şekilde davacı taraf nafaka isteminde bulunuyorsa bu durum avukat tarafından mahkemeye sunulmaktadır. Gerekli delillerin toplanması, müvekkilin maddi durumunun ispatı ve savunması gibi konular anlaşma yapılan avukatın sorumluluğunda bulunmaktadır. Çekişmeli boşanmalarda velayet konusu da ayrı bir öneme sahiptir. Müşterek çocuğa ait velayetin anne ya da babada kalma konusunda anlaşmazlık yaşanabilmektedir. Bu da çekişmeli boşanma davaları içerisinde yer almaktadır. Velayeti almak isteyen eşin gerekli yükümlülükleri sağlayabileceği mahkeme huzurunda ispat edilmelidir. Burada da yine avukat devreye girerek gerekli adımları uygulamaktadır.

Kasten Yaralama Zaman Aşımı

Kasten yaralama zaman aşımı süresi genel dava açısından 8 yıl şeklindedir. Mağdur olan bireyin bu süre zarfında mutlaka şikayetçi olması gerekmektedir. Şikayete ilişkin zaman aşımı süresi ise fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 aya kadar gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Bu süreçte mağdurun hukuki hakları konusunda destek alması, dava sürecinin daha iyi yönetilebilmesi adına bir avukat eşliğinde dava sürecinin başlatılması önemlidir.

Kasten Yaralamanın Tanımı

Kasten yaralama Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesinde yer alan ‘Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar’ başlığında düzenlenen ifadede belirtilmiştir. Bir kimsenin sağlığında, algılamasında probleme yol açan veya kendisine acı veren bir olay bu şekilde tanımlanmaktadır.

Ayrıca bu durum Serbest Hareketli Suçlar kapsamında değerlendirilmektedir. Dava süreci Asliye Ceza Mahkemesinin görevleri arasında yer almaktadır.

Cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis şeklindedir. Karar kişinin beden dokunulmazlığına ve vücut bütünlüğüne verilen zarar ile orantılı biçimde verilmektedir.

Kasten ifadesinin tanımı ise suçu işleyen kişinin ‘kanuni olarak durumun aykırı olduğunu bilerek ve farkında olarak suç işlemiş olması’ şeklindedir.

Kasten Yaralama Suçunu Arttıran Etkenler

Cezanın 2 kat arttıran ek durumlar;

  • Konuşma yetisinin kaybolması
  • Çocuk yapma yetisinin kaybolması (kısırlığa sebep olma)
  • Yüzünün sürekli değişikliği
  • Duyularda veya organlarda %100 kayıp
  • Hamile bir kadına karşı işlenmesi halinde bebeğini düşürmüş olması
  • İyileşme olanağı olmayan bir hastalığa yol açmış olması
  • Bitkisel hayata neden olması şeklindedir.

Cezanın 1 kat arttıran ek durumlar;

  • Mağdurun kalıcı konuşma problemi yaşaması
  • Duyu organları veya herhangi bir organın kalıcı hasar almış olması
  • Yüzünde kalıcı iz oluşmuş olması
  • Hayati tehlike altına girmiş olması
  • Hamile bir kadında doğumun vaktinden önce gerçekleşmiş olması şeklindedir.

Cezanın yarım kat arttıran ek durumlar;

  • Ruhen veya bedenen kendini savunma konusunda yetersiz olan bir kişinin mağdur edilmiş olması
  • Altsoy, üst soy, kardeş veya karı – kocaya karşı suç işlenmiş olması
  • Kamu görevini yerine getirmekte olan bir kimseye karşı suçun işlenmiş olması
  • Kamu görevlisinin sahip olduğu itibarı kötüye kullanarak suçu işlemiş olması
  • Suçun silah kullanılarak işlenmesi şeklindedir.

Eğer sizde izmir ceza avukatı arayışındaysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Asılsız suçlama tazminat davası

Asılsız suçlama tazminat davası bir kimsenin iftira yoluyla veya hakaret ederek kendisine zarar verilmesi durumunda hakkını hukuki olarak aradığı dava türüne verilen addır. Kişiler bu tür davalarda hukuki destek almak, mağduriyetlerini ispat etmek, karşı tarafın kendilerini dava esnasında mağdur etmeleri ihtimalini ortadan kaldırmak gibi nedenlerden dolayı mutlaka deneyimli bir avukat ile birlikte hareket etmelidir.

Kişilerin bu davayı açma nedenleri arasında en çok; kendisini toplum önünde küçük düşürme, itibarsızlaştırılmaya çalışılması, iftira atılması ve kişilik haklarının çiğnenmiş olması gibi durumlar yer almaktadır.

Bu tür durumlar karşısında bireyin hakkını ararken incelemesi gereken hususlar Medeni Kanunu 24. madde ile Borçlar Kanunu 58. maddede yer alan ifadelerde açıklanmıştır.

Medeni Kanunu 24. Madde

Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.

Borçlar Kanunu 58. Madde

Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hakim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.

Asılsız Suçlama Tazminat Dava Süreci

Asılsız suçlama tazminat davası sürecinde mahkemede hakim kullanılmış olan cümlelerin;

  • Kişisel bir yorum içeriğ içermediği
  • İfade özgürlüğü kapsamına girip girmediği
  • Dava açan tarafın kişilik haklarına bir saldırı amacı taşıyıp taşımadığı veya hangi kişilik haklarının çiğnendiği,
  • Kişiye verilen zararın boyutunu detaylı biçimde incelemektedir.

Dava sonucunca hakim tarafından manevi tazminatn reddine veya kabulüne karar verilebilir. Davanın ne kadar zaman içerisinde sonuca bağlanacağı davadan davaya farklılık gösterecektir.

Manevi Tazminat Miktarı Nasıl Belirlenir?

Manevi tazminat miktarı belirlenirken mahkeme tarafından bir dizi durum incelenmektedir. Bu durumlar arasında;

  • Tarafların sahip olduğu sıfatlar
  • Bulundukları makamlar
  • Ekonomik ve sosyal statüleri
  • Olayın gerçekleşmiş olduğu tarihteki satın alım güçlerinin ne olduğu
  • Olayın özelliklerinin ve etkilerinin ne derecede zarar verici olduğu
  • Davacının zenginleşmesini sağlamaması
  • Davalının fakirleşmesini sağlamaması gibi etkenler yer almaktadır.

İzmir ceza avukatı ile ilgili bilgi ve görüş için ziyaret edebilirsiniz.

İrtikap suçu nedir

İrtikap suçu nedir bir kamu görevlisinin yapmakta olduğu kamu görevinin kendisine toplum içinde sağlamış olduğu itibarı kötüye kullanmak suretiyle muhatap olduğu kişiden fayda sağlamak veya bu kişilere fayda sağlayacağı şeklinde bir beyanda bulunarak işlediği suçtur.

Tek taraflı olarak kamu görevlisinin işlediği bir suç olan irtikap, mağdur olan bireyin iradesini herhangi bir şekilde etkilemektedir.

Türk Ceza Kanunu’nda irtikap suçunun üç farklı biçimde işlenebileceği belirtilmiştir. Bu durumlar;

  • İkna suretiyle
  • İcbar (zorlama) suretiyle
  • Mağdurun bir hatasından faydalanmak suretiyle olarak belirtilmiştir.

Buradan anlaşıldığı üzere irtikap suçunun herhangi bir şekilde görevi kötüye kullanma, zimmet suçu veya rüşvet suçu ile bir ilgisi bulunmamaktadır.

Rüşvet suçunda; kamu görevlisinin rüşvet alması ve diğer tarafın rüşvet vermiş olması şeklinde bir ilişki bulunur.

Görevi kötüye kullanma suçunda; kamu görevlisinin görevinin kendisine getirdiği görev ve sorumluluklara aykırı olacak biçimde hareket ettiği görülmektedir.

Zimmet suçunda ise; kamu görevlisi görevinden dolayı kendisine emanet edilen ve sorumlusu olduğu malları görevine aykırı olacak şekilde kullanması ile ortaya çıkmaktadır.

İkna Suretiyle İrtikap Suçu

Hileli davranışlar sergileyerek mağduru bir duruma ikna ederek bir eylemi yaptıran kamu görevlisi ikna suretiyle irtikap suçu işlemiş olur.

Bu durumda kamu görevlisi 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası alabilir.

İcbar (Zorlama) Suretiyle İrtikap Suçu

Kendisinin kamu görevlisi olmasından ileri gelen nüfuzu kötüye kullanarak karşıdakini bir eyleme zorlamak şeklinde işlenir. Pratikte en çok bu suça rastlanmaktadır.

Bu durumda kamu görevlisi 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası alabilir.

Mağdurun Hatasından Faydalanmak Suretiyle İrtikap Suçu

Bu irtikap suçunda kamu görevlisi aktif görevde bulunmamaktadır. Mağdur bir hata yaptığında kamu görevlisi bu hayatı kendi yararına çevirmek için kullanmaktadır. Suçun bu kapsamda değerlendirilebilmesi için mağdurun gerçekleştirdiği hatada kamu görevlisinin herhangi bir katkısının bulunmaması gerekmektedir.

Bu durumda kamu görevlisi 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası alabilir.

İrtikap Suçunun Şartları

İrtikap suçunun faili olan birey kamu görevlisidir. Bu nedenle ceza hukuku kapsamında incelenen ilgili suç ‘özgü suç’ şeklinde nitelendirilmektedir. Kamu görevlisi olmayan bir birey bu suçu işleyemez. Ancak bu bireyler suça iştirak etmişlerse azmettirme ya da yardım etme gibi hükümlere göre yargılanabilirler.

Kamu görevlisi kapsamına giren meslek gruplarından bazıları; belediye başkanı, milletvekili, belediye meclis üyeleri, bilirkişi, tanık, savcı, hakim, avukat, emniyet müdürü, polis, öğretmen, vali, kaymakam gibi atmış memurlardır.

Nafaka Davası ve Şartları

Nafaka Davası ve Şartları

Nafaka Davası ve Şartları Nelerdir ? sorusunu soruyorsanız doğru adrestesiniz demektir. Bu içeriğimizi okuyarak sizlerde nafaka hakkında çok detaylı bilgilere erişebilirsiniz. Aklınıza takılan sorularınız ve davalarınız ile alakalı bilgiler için bizlerle iletişime geçebilirsiniz.

Nafaka davaları eşlerin birbirlerinden boşanmaları sebebiyle karşılıklı olarak veya bakmakla yükümlü oldukları çocuklarına maddi olarak bakmaları için açılan davalardır. Eşlerin boşanma davası sırasında nafaka talebinde bulunabilecekleri gibi, boşanma davası sonrasında da ayrı olarak nafaka davası açabilirler. Boşanma davalarında olduğu gibi nafaka davaları sürecinde de görevli olan mahkeme bağlı olduğunuz ilin Aile Mahkemeleridir. Bulunduğunuz bölgede aile mahkemesi bulunmaması halinde davalarınıza Asliye Hukuk Mahkemeleri bakmaktadır. İçeriğimizin ilerleyen kısımlarında Nafaka davası ve diğer detaylara ait bilgilere erişebilirsiniz.

Nafaka Şartları Nelerdir?

Boşanma sonrasında nafaka alabilmek için bazı şartlar bulunmaktadır. Bu şartları sağlayan bireyler dava aşamasında veya boşanma davasından sonra nafaka davası açabilirler.  Nafaka alma şartlarından bazıları aşağıda verilmiştir.

  • Asgari ücretle çalışan bireyler,
  • İşveren taraflı iş çıkışına maruz kalan kişiler,
  • Ev hanımları,
  • Düzenli geliri olmayan veya geçici işlerde çalışan bireyler,
  • Düşük gelirli olduğunu ispatlayan kişiler

Yukarıda belirtilen şartları taşıyan bireyler nafaka davası açabilirler.

Nafaka türleri yukarıda belirttiğimiz şartlara göre kişilere ödenmektedir. Bu belirtilen şartların yerine gelmesi ile kişi bu hakkı kazanır.

Ayrıca boşanma hükmü kesinleştikten sonra tedbir nafakası alınamaz. Çünkü boşanma öncesinde alındığından dolayı kişi sadece yoksulluk nafakası veya iştirak nafakasını boşanmadan sonra alabilmektedir.

Nafaka Türleri Nelerdir?

Tüm dava türlerinde olduğu gibi nafaka davalarının da kendi içerisinde türleri bulunmaktadır. 3 çeşit nafaka türü bulunmaktadır, bu türler kısaca;

  • İştirak Nafakası: Çocuk bakım nafakası olarak bilinmektedir, çocuğun 18 yaşına gelene kadar olan tüm masraflarının karşılamasını kapsar.
  • Tedbir Nafakası: Mahkemenin sürdüğü süre boyunca hakim kararıyla ödenir. Boşanma gerçekleştiği takdirde bu nafaka kesilmektedir.
  • Yoksulluk Nafakası: Kadının boşanma aşaması sonrası yoksulluğa düşmesi nedeniyle ödenmektedir.

Nafaka Nasıl Hesaplanır?

Nafaka davası sonucu nafaka almaya hak kazanan bireylerin akıllarına gelen bir diğer soruda nafakanın nasıl hesaplanacağıdır.

Nafakanın hesaplanmasında kişinin maaşı, sahip olduğu iş veya şirket, ikamet ettiği yer, itibarı ve dilekçe sahibinin ihtiyaçları uygun ve adil bir miktar belirleyecektir. Ayrıca burada alınan kararla ilgili asıl mesele, nafaka ödeyen kişinin başının belaya girmemesidir. Çünkü asgari ücretle çalışanın ödediği miktar ile en yüksek maaşı alan kişinin ödediği miktar farklıdır.

Bunun için bir hesaplama aracı yoktur. Çünkü mahkemede hâkimin kararı önemlidir. Kişilerin gelirine, koşullarına ve gereksinimlerine bağlı olarak tanık dinleme sürecinden farklıdır.

Nafakanın Ödenme Biçimi

Nafaka davalarına göre mahkemece yargılanır; nafaka, durumun ihtiyacına göre tek seferde veya kıdem tazminatı şeklinde ödenebilir.

Nafaka şeklinde ödenmesine karar verilen nafaka, alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden ortadan kalkar. Alacaklı evli olduğu halde evli olmadığı halde yaşarsa, yoksulluğu giderse veya rezil bir hayat sürerse nafaka mahkeme kararıyla iptal edilir. (Türk Medeni Kanunu Madde 176/3)

Tarafların mali durumu değiştiğinde veya hak ve menfaatleri gerektirdiğinde, gelirlerini artırmaya veya azaltmaya karar verebilirler.

Nafaka haklarınızı kaybetmemek için profesyonel bir boşanma avukatı ile çalışmanız her zaman yararınıza olacaktır.

Nafaka Ödememenin Cezası Nedir?

Nafaka ödememek bir suç olduğu üzere ödenmemesi durumunda 3 aylık tazyik davasına dönüşmektedir. Bu davanın sonucunda üzerine düşen nafaka görevini yerine getirmeyen bireyler 3 aylık süreyle hapis cezası almaktadır. 3 ay hapis yatan kişinin nafaka borcu ödenmiş sayılmaz ve bu nedenle çıktığı tarihten itibaren borcunu ödemesi gerekmektedir.

Hakaret Davası Nasıl Açılır ?

Hakaret Davası Nasıl Açılır?

Hakaret Davası Nasıl Açılır?  Bu içeriğimizi takip ederek hakaret suçu hakkında bilgilere ve bu suça maruz kaldığınızda yapmanız gereken adımlara erişebilirsiniz.  Hakaret suçları, bir kişinin onurunu, haysiyetini ve prestijini zedeleyebilecek belirli eylem veya gerçekleri atfetmek veya onlara küfretmek suretiyle işlenen suçlardır. Hakaret mahkumiyetinin amacı, insan onurunu, onurunu ve haysiyetini korumaktır. Bu suç iki farklı şekilde olabilir. Biri küfürle işlenebilen hakaret suçu, diğeri ise belirli olguları isnat ederek hakaret suçudur.

Hakaret Suçu Türleri Nedir?

Tüm suçlarda türlerine göre ayrılmaktadır, bu suçlar türlerine ve yapılış şekillerine göre adlandırılmaktadır. Bazı suç nitelikleri aşağıda verilmiştir.

Salt Sövme Sebebiyle Hakaret Suçu:

Salt sövme sebebiyle hakaret suçu salt bir şekilde bir kişiye argo kelime (küfür) söyleme sebebiyle gerçekleşmiştir. Bu suçun oluşması için kötü sözün söyle söylenmesine gerek olmayıp; yazı, resim, el hareketi tarzında da farklı şekilde olması mümkündür.

Somut Bir Fiil Veya Olgu İsnadı Yoluyla Hakaret Suçu:

Bu tür hakaret fiillerinde yer-zaman-mekân gibi ayrıntılar belirtilerek kişiye belirli bir fiil veya olgu isnat edilirse, olay/eylem onur, şeref ve haysiyete zarar verecek nitelikte ise hakaret gerçekleşir. Kişinin suçu. Üçüncüsü, olayın gerçek olup olmaması suçun oluşmasında hiçbir etkisi olmamakla birlikte ihbar hakkı ve eleştiri hakkı gibi hususlar kapsamında bazı hallerde fail cezalandırılmayacaktır. Yasal nedenlerle. Suç ispatlanır ve sanık hakkında kesin mahkûmiyet kararı verilirse, suçun maddi unsurları oluşmayacaktır.

Hakaret Suçu Nasıl İspat Edilir?

Hakaret suçunun ispatı çeşitli yollarla mümkün olmaktadır.  Örneğin Mektup, Sms, Whatsapp, E-posta gibi çeşitli yazışma yöntemleriyle veya güvenlik kamerası kayıtlarıyla. Bu tür kanıtlar ispat anlamında geçerli olabildiği gibi, tanıklar huzurunda gerçekleşmesi durumunda tanıkla ispatı da mümkündür. Kişinin haberi ve izni olmadan alınan ses kayıtları hukuk aykırı olarak adlandırılmaktadır. Bu tür delillerin kullanabilmesi mağdurun suçu başka bir delille ispat edemeyeceği durumlarda değerlendirilerek kullanılmaktadır. Son olarak hakaret suçu ile ilgili toplanan delillerin kullanıp kullanılmayacağına karar verecek olan makam yüksek mahkemedir.

Hakaret Suçunun Cezası Nedir?

Hakaret suçunun cezaları suçun işleniş şekline ve unsurlarına göre değişkenlik göstermektedir. Kalemci Avukatlık ve Hukuk bürosuna başvurarak sizlerde olayınız ile alakalı en ideal bilgileri elde edebilirsiniz. Ceza avukatı izmir, sizlere bu konuda son derece profesyonel bir hizmet sağlayacaktırHakaret suçunun cezası 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası olarak kanunda yer almaktadır. Olayın işleniş şekline göre bu ceza artış veya azalış gösterebilir.

Hakaret Davası Nasıl Açılır?

Hakaret ile karşı karşıya kaldığınızda gerçekleştirmeniz gereken bir takın işlemler bulunmaktadır. Bu suç türü şikâyete bağlı bir suç olduğu için fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren 6 ay içerisinde mağdur tarafından şikayet edilmesi gerekmektedir. Tüm bunlara ek olarak suça maruz kalan kişiler diler hukuk büroları vasıtasıyla diler Cumhuriyet savcılıklarına doğrudan başvuruda bulunabilirler.

Bu içeriğimizde sizlere hakaret davası nasıl açılır adlı konumuzu aktardık.

Unutulma Hakkı

Klavye tuşu üzerinde "unutulma hakkı" yazısı

Kişisel Veri Nedir?

Kişisel veri 6698 Sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu’nda kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi olarak tanımlanmıştır. Kişisel veri bir bireyin kendisini anlatmakta kullanabileceğimiz tek bir veri dahi olabilir. Kişisel veriyi kişisel olmayan verilerden ayırt etmek adına iki noktaya dikkat edilmelidir bunlardan ilki verinin, bir kişiye ilişkin olması, ikincisi ise söz konusu kişinin rahatlıkla belirlenebilir olmasıdır.

2- UNUTULMA HAKKI

Kişisel veriler dijital ortamlarda bir kez paylaşılmakla birlikte buralarda yedeklemesi yapılarak kayıt altına alınmaktadır. Gelişen teknoloji ile bu veriler 3. Kişilerin eline rahatça geçmekte ve verilerin sahipleri olan “ilgili kişilerin rızası alınmadan serbestçe kullanılabilmektedir. Bireylerin mahrem alanlarına ilişkin olan bilgilerin rızaları dışında kullanılması sonucu oluşan durumu ortadan kaldırmak için kişisel verilerin korunması hakkının bir görünümü sayılabilecek olan “unutulma hakkı” kavramı gündeme gelmiştir.

“Unutulma hakkı”, dijital hafızada yer alan bireylere ait rahatsız edici her türlü kişisel içeriğin, yine bireylerin talebi üzerine bir daha geri getirilemeyecek biçimde ortadan kaldırılması/silinmesi olarak tanımlanmıştır.  Kısaca tanımlamak gerekirse İnternet ortamında niteliği itibariyle hukuka uygun olan içeriğin kaldırılması veya erişime kısıtlanmasını talep etme hakkıdır. Adınızı arama motoruna yazdığınızda görüntülenmesinden rahatsız olduğunuz bir veri varsa bu verilerin kaldırılması için başvuruda bulunabilmek bu hakka örnek gösterilebilir.

Kişisel verilerin kişinin rızası dışında yayılması sonucunda kişinin temel hak ve özgürlüklerinin tamamı (insanca yaşama hakkı, insan onuru, kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkı ve bunun gibi insanın birey olarak kendine özgü̈ kişiliği ve sırf insan olması nedeniyle sahip olduğu haklar) doğrudan etkilenmektedir.

Unutulma hakkını, kişinin gelişen teknoloji ile oluşan bir başka dünya olan dijital dünyada öz benliğinin ve kişiliğinin korunması olarak tanımlanabilir. Devletin bireye geçmişte yaşadıklarının başkaları tarafından öğrenilmesi engellenerek yeni bir sayfa açma olanağı verme hususunda bir sorumluluğu olduğu açıktır. Unutulma hakkı genel değil; istisnai bir haktır. Bu hak kişilerin manevi varlıklarını geliştirmelerine bir fırsat vermek açısından devletin pozitif yükümlülüğünün bir sonucudur. İnternet haberciliği ile unutulmanın zor olduğu bu günlerde dengenin tekrar kurulabilmesi için bireylere unutulma hakkı tanınması önem arz etmektedir.

Bir internet haberinin unutulma hakkı kapsamında internetten çıkarılabilmesi için yayının içeriği, yayında kaldığı süre, güncelliğini yitirme, tarihsel bir veri olarak kabul edilmeme, kamu yararına katkısı, habere konu kişinin siyasetçi ve ünlü olup olmadığı, haber veya makalenin konusu, bu bağlamda haberin olgusal gerçekler ya da değer yargısı içerip içermediği, halkın ilgili veriye yönelik ilgisi gibi hususların her somut olay açısından incelenmesi gerekmektedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Görüşleri

Bu hakkın bir yandan kişiye ‘’ geçmişini kontrol etme’’, ‘’belirli hususların geçmişinden silinmesini ve hatırlanmamayı isteme hakkı’’ sağladığı gibi, diğer yandan muhataplarına kişi hakkındaki bir kısım bilgilerin üçüncü kişilerin kullanmamasını veya üçüncü kişilerin hatırlanmamasına yönelik önlenmeleri alma yükümlülüğünü yükler. Bu hakkın; bireylerin fotoğraf, internet günlüğü gibi kendileri hakkındaki içerikleri silmek için üçüncü şahısları zorlamayı içermesinin yanında geçmişteki cezalarına ilişkin bilgilerin veya haklarında olumsuz yorumlara neden olabilecek bilgi ve fotoğrafların kaldırılmasını isteme hakkını tanıdığı kabul edilmektedir. Diğer taraftan bu hak, bireyin geçmişindeki belirli yönlerinin mümkün olmayacak biçimde hatırlanmaması için önlemler alınmasını gerektirmektedir.

Örnek vermek gerekirse, davacının rızası dışında bir kitapta geçen ismi kişisel veri niteliğindedir. Unutulma hakkı, tanımlarına bakıldığında her ne kadar dijital veriler için düzenlenmişse de bu hakkın özellikleri ve bu hakkın insan haklarıyla arasındaki ilişkisi dikkate alındığında; yalnızca dijital ortamdaki kişisel veriler için değil, kamunun kolayca ulaşılabileceği yerde tutulan kişisel verilere yönelik olarak da kabul edilmesi gerektiği açıktır.

Kişisel Verilerin Korunması Kurulunun Kararlarından Bir Örnek

Bir Gerçek Kişinin Adının Geçtiği Köşe Yazısının Silinmesi Talebi

Bir gerçek kişinin adının geçtiği bir gazetedeki köşe yazısının, kişinin hala kamuyu ilgilendiren bir konumda olduğu hususu da dikkate alınarak, ifade özgürlüğünün bir yansıması olan basın özgürlüğünün kapsamında olduğu değerlendirildiğinden 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunun 28. Maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendi uyarınca, ilgili kişinin söz konusu köşe yazısının silinmesine yönelik talebine ilişkin olarak kurulca yapılacak herhangi bir işlem bulunmadığına karar verilmiştir.

Yurtdışındaki Unutulma Hakkında Gelen Taleplere Yönelik Alınan Sonuçlara Örnekler

  • Bir akademisyenin araştırmasıyla ilgili 4 içeriğin, akademisyenin fotoğrafını içerdikleri için arama sonuçlarından kaldırılmasına yönelik bir talepte bulunmuştur. Akademisyen kişi cinsiyetini değiştirmiş olup yeni bir adla tanınmaktadır. Fakat içerikler akademisyenin profesyonel yaşamı ve araştırmaları ile ilgili olması sebebiyle arama sonuçlarından kaldırılamamıştır.
  • Bir dava kayıtlarını içeren, devlete ait bir web sayfasının da bulunduğu 4 URL’nin Google Arama’dan kaldırılmasına yönelik talep alınmıştır. Talepte bulunan kişi, cinsel taciz ve insan ticareti konusunda mağdur taraftır ve bu dava bu kişi reşit değilken görülmüştür. Sonuç olarak 4 URL’nin tamamı arama sonuçlarından kaldırılmıştır.
  • 10 yıl önce bir cezası ağır olmayan bir suçtan mahkûm olmuş bir öğretmen, mahkumiyetiyle ilgili bir içeriğin kaldırılmasını talep etmiştir ve talep sonucu içerik kaldırılmıştır.
  • Son beş yıl içinde ciddi bir suçtan mahkûm olmuş ancak temyizde kararı bozulmuş bir şahıs, olayla ilgili bir içeriğin kaldırılmasını talep etmiştir. Söz konusu karar arama sonuçlarından kaldırılmıştır.
  • Bir kişi reşit olmadan katıldığı bir yarışmayı ele alan bir habere yönelik bağlantının kaldırılmasını istemiştir. Söz konusu sayfadan ilgili kişinin adına ait arama sonuçları kaldırılmıştır.
  • Talepte bulunan kişi bir davayı kaybederek tanınmış bir kuruluşun adını lekelediği gerekçesiyle maddi tazminat ödemeye mahkûm edilmesini konu alan, aralarında Wikipedia sayfasının da bulunduğu toplam 5 URL’nin listeden çıkarılmasını talep etmiştir. Dava, talepte bulunan kişinin akademisyen olarak toplumdaki rolüyle doğrudan bağlantılı olması sebebi ile URL’lerin hiçbiri kaldırılamamıştır.
  • Talepte bulunan kişinin daha önceki mesleği gereği çektirdiği çıplak resimleri gösteren çeşitli web sitelerine yönlendiren 6 URL’nin listeden kaldırılmasına yönelik talepte bulunmuştur. İçeriğin hassas olması ve talepte bulunan kişinin mesleğini değiştirmesi sebebiyle resimlerin artık kişi ile bağlantısı bulunmadığı gerekçesi ile URL’ler listeden kaldırılmıştır.
  • Bir kadının kendisine kötü davranan kocasını öldürmesi ve daha sonra intihara teşebbüs etmesiyle ilgili 10 yıldan eski haberlerin arama sonuçlarından kaldırılmasına yönelik talep alınmıştır. Başta talep geri çevrilmiştir fakat Veri Koruma Komisyonu, söz konusu kişinin İngiliz yasalarına uygun şekilde cezasını çektiğini ve diğer insanlar için bir tehdit görülmediğini belirterek içeriği, arama sonuçlarından kaldırması istemiştir. Veri koruma komisyonu tarafından verilen karar onaylanıp haberler listeden kaldırılmıştır.
  • Bir kişiden kendisini yaklaşık 50 yıl önce arabasıyla birine çarpıp öldürmüş olarak gösterilen karakol adli sicil defterinin gösterildiği bir haber içeriği arşivinin kaldırılmasına yönelik talepte bulunulmuştur. Olayın üstünden geçen süre göz önünde tutulmuş olup haber içeriği arama sonuçlarından kaldırılmıştır.

SONUÇ:

Dijitalleşen dünyada insanların tüm banka kartı şifreleri telefon şifreleri iş görüşmeleri ve hatta evlilikleri bile dijital ortam üzerinden ve dolayısı ile internet üzerinden gerçekleşmekte ya da saklanmaktadır. Bu noktada oluşan tüm büyük kişisel veri bankasını koruma görevi bu hizmeti veren sağlayıcı şirketlerdedir. Gözden kaçan ya da söz konusu verileri silmenin maliyetli olduğu noktalarda ilgili kişilerin sağlayıcılara başvurarak haklarını korumak ve kendini dijital ortamdan sildirmek istemesi hukukun ve insan haklarının doğal sonucudur. Bu sebepler ile kişilerin internet ortamında veya yayımlanan herhangi bir yazıda verilerinin bulunmasından rahatsız olması nedeniyle bu verilerin kaldırılmasını talep etme hakkı bulunmaktadır. Bu hakkın kullanılması kapsamında bir avukattan yardım alarak görüntülenmesini istenmeyen verilerin silinmesi talep edilebilir.

 

Ceza Hukukunda Davanın Reddi

Ceza davasında emekli durumuna karşı yargılama sonucunda meydana gelen hüküm çeşidi olarak karşımıza çıkar. Sanık esnasında fiil ile birlikte herhangi bir hüküm ya da dava oluşturulduysa duruşma sona erer ve beraberinde davanın reddi oluşturulur. 5721 sayılı ceza muhakemesi kanunu doğrultusunda duruşmanın sona ermesi ile birlikte hüküm verilmektedir.

Aynı zamanda diğer bir madde ile birlikte aynı fiil nedeniyle sanık için verilen hüküm ve beraberinde dava varsa dava reddi oluşturulur. Gerçekleşen bu düzenleme ile birlikte davanın reddi beyanı oluşturulmaktadır. Davanın reddi karar verilmesi ile birlikte maddelere bağlı olarak son karar şekilde kabul edilir. Böylece davanın reddi dışında bazı hükümler meydana gelmektedir. Başlıca hüküm şu şekilde karşımıza çıkar;

  • Beraat kararı,
  • Mahkumiyet,
  • Ceza verilmesine yer olmadığı,
  • Güvenlik tedbirine karşı,
  • Davanın düşmesi kararı gibi olmaktadır.

Davanın Reddi Kararı Şartları

Davanın reddi kararı belirli ilkeler doğrultusunda güvence altına alınmaktadır. Mevcut ilkeye bağlı olarak kişi hakkında oluşturulan fiil ile birlikte birden çok dava açılması ya da hüküm verilmemesi gereklidir. Gerçekleşen uygulama ile birlikte mevcut ceza mahkemeleri tarafından davanın varlığı gibi konularda mükerrer dava meydana geldiği takdirde bazı özellikler aranır.

Bu esnada aranan özellikler şu şekildedir; sanık hakkında bulunan davaların taraflarını aynı olması gibi, dava suç tarihinin aynı olması ve beraberliğini dava konusu olayının aynı olması gibi durumlar özellikleri arasında yer almaktadır.

Yukarıdaki şartların varlığı ile birlikte sanık ile birlikte fiil nedeniyle açılma veya hükümet karşı herhangi bir ceza davası mevcut maddeler gereği davanın reddi meydana gelebilmektedir. Meydana gelen mükerrer dava içerisinde oluşabilmesi için öncelikle davanın açılmış olması gerekecektir. Mevcut fiil nedeni ile meydana gelen karara karşı kamu davası açılması herhangi bir şart açıldığını ifade etmez. Mevcut kamu davası olmadığı takdirde fiil sonrası davanın reddi kararı verilememektedir.

Davanın Reddi Kararına İtiraz

Davanın reddi kararına itiraz konusuna karşı mahkeme tarafından verilen karara bağlı olarak belirli bir derece içerisinde herhangi bir mahkeme tarafından değerlendirme imkanı oluşturulmuştur. Mevcut itiraz süresi ile birlikte oluşturulan tebliğden sonra mevcut 7 gün içerisinde davanın reddi ve itiraz oluşturulur.

Kararın denetlenmesi ve beraberinde herhangi bir temyiz kanun yoluyla da bu durum yaşanması olasıdır. Sahip olunan İstinaf ile birlikte oluşturulmuş mahkumiyet kararına bağlı olarak maddi ve beraberliğini hukuki olarak denetim oluşturulur. Bu şekilde davanın reddi itiraz süreci oluşturulacaktır.

Daha fazla detaylı bilgi için ceza hukuku sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Teşebbüse Elverişli Suçlar Nelerdir?

Teşebbüs, işlenmesi amaçlanan bir suçun kanunen yazılı icra hareketlerine başladıktan sonra suçu işleyen kişinin iradesi dışındaki sebeplerle suçun tamamlanamamasıdır. Fail suçu tamamlamamış olsa da suç yolundaki davranışları incelenir ve toplum düzenini bozmaya yönelik zarar verip vermediği dikkate alınır, varsa cezai yaptırım uygulanır.

Suça teşebbüs iki şekilde meydana gelir;

  • Fail, icraya başlamış fakat engel olan sebeplerden dolayı failin icrası yarıda kalırsa suça teşebbüs olur.
  • Fail, icra hareketlerini tamamlamasına rağmen failin iradesi dışındaki bir sebepten dolayı olayın gerçekleşmemesi durumunda suça teşebbüs olur.

Suçun Teşebbüs Aşamasında Kalma Şartları Nelerdir?

  • Kasten işlenebilir bir suç olması
  • Failin suçun icrasına başlanmış olması
  • Failin suçun icrasında elverişli hareketlerin kullanılması
  • Failin elinde olmayan sebeplerden dolayı tamamlanamaması

Kasten İşlenebilir Bir Suç Olması Durumu

Burada fail tarafından işlenecek bir suça kastedilmesi gerekir. Suça teşebbüs olması için failin suçun icrasını tamamlaması gerekir. Fail suçu icra etmiş ancak tamamlayamamışsa failin ve karşıdaki kişinin önceki hareketlerine, ilişkilerine bakılarak suçun kastı belirlenmektedir.

Failin Suçun İcrasına Başlanmış Olması

Failin, suçun icrasına başlaması teşebbüsün oluşmasını sağlayan etkenlerden biridir. Kanunen bir suçu işleme amacıyla sergilenen davranışlar cezalandırmaktadır. Fail, suçu işlemeden önce bir hazırlık yapıp, o yönde bir eylem yapıyorsa suçun icrasına başlamış bulunur.

Failin Suçun İcrasında Elverişli Hareketlerin Kullanılması

Failin bir suçun icrasına başlamış olması, teşebbüsün gerçekleşmesi için yeterli bir eylem değildir. Bunun yanında suçun işlenmesine yönelik elverişli hareketlerde bulunması da gereklidir. Fail, suçu icra ederken gerçekleştirme amacı da elverişli olmalıdır. Failin icra hareketleri suçun işlenmesine elverişli değilse bu durumda kesin elverişsizlik söz konudur.

Failin Elinde Olmayan Sebeplerden Dolayı Tamamlanamaması

Failin, suç hareketini elinde olmayan sebeplerden dolayı tamamlayamaması durumudur. Failin işleyeceği suç maddi-manevi unsurlardan dolayı engellenebilir veya üçüncü bir kişinin icrasıyla da gerçekleşebilir. Fail, işlenecek suçtan özgür iradesiyle de vazgeçebilir bu durumda da gönüllü vazgeçme söz konusu olacaktır. Önemli olan huşulardan biri de icra hareketinin tamamlanmasını engelleyen durumlar suç işlenmeden önce meydana gelmelidir.

Suça Teşebbüste Cezanın Belirlenmesi

Burada asıl suçun tamamlanması halinde doğacak tehlike ve zararların daha ağır olacağı düşünülerek, suça teşebbüs aşamasında kalan bir suça daha az cezai yaptırım uygulanır. Türk Ceza Kanunu’na göre;

  • Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine on üç yıldan yirmi yıl hapis cezası
  • Müebbet hapis cezai uygulama yerine dokuz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası
  • Diğer hallerde uygulanacak cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadar cezai indirim uygulanır.

Gönüllü Vazgeçme ve Suça Teşebbüs Arasındaki Ceza Farkı

Gönüllü vazgeçme, işlemesi amaçlanan bir suçu failin kendi iradesi ya da çabasıyla hareketlerine son vererek engellemesidir. Gönüllü vazgeçme, acıma, korkma, günah işleme gibi duygulardan dolayı failin özgür iradesiyle vazgeçmesi durumudur. Tam anlamıyla failin, pişmanlık duygusunu yaşamasıdır. Dışarıdan gelen herhangi bir maddi-manevi unsur gönüllü vazgeçmeye girmez. Suçu işleyecek kişi kendi iradesini kullanarak icraya son verirse gönüllü vazgeçmiş olur. Gönüllü vazgeçme ve suça teşebbüs arasındaki ceza farkı; suça teşebbüs halinde fail mutlaka bir ceza almaktadır. Gönüllü vazgeçme durumunda ise faile suç verilmez ancak davranışları suç teşkil ediyorsa ceza uygulanır.

Gönüllü Vazgeçme Konusunda Gerekli Şartları

  • Kasıtlı bir suçun işlenmesine yönelik icrada bulunmak
  • Suçu işlemeden önce vazgeçme eyleminde bulunmak
  • Suçun icra hareketlerine başlamadan önce özgür bir iradeyle vazgeçmesi ya da suçun tamamlanmaması için, sonucun değişmesini isteyerek önlemek gerekir.

Daha fazla detaylı bilgi için İzmir ceza avukatı sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Ve ya İzmir avukat Kalemci Hukuk Bürosuna müracaat edebilirsiniz.

Kişisel Verilerin Korunması Kanununa Kimler Tabi?

Kanun içerisinde ilk madde özel hayatın gizliliği ve ihlaline karşı oluşturulmuştur. Kişiler ve kişilerin verileri doğrultusunda gerçek kişi ve şirketlerin muhatap alındığı ifade edilir. Kişisel verilerin korunması Kanunu 24 Mart 2016 tarihinde kabul edilmesine rağmen 7 Nisan tarihinde Resmî Gazete üzerine yayınlanmış ve yürürlükte yerini almıştır.

Kişisel verilerin korunması kanununun temel amacı “kişisel verilerin işlenmesi içerisinde özellikle özel hayatın gizliliği olmaktadır. Aynı zamanda kişilerin temel hak ve özgürlüklerini koruyarak kişisel verileri bulunan gerçek ve tüzel yükümlülükleri üzerine usul ve esasları düzenlenmektedir.” şeklinde ifade edilir. Kanun üzerinde ek madde özel hayat gizliliği ihlali durumuna karşı konulmuştur.

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kimler İçin

Kişisel verileri Koruma Kanunu doğrultusunda kişisel verileri koruma kurumuna ait internet sitesinde detaylı bilgi verilmektedir. Bu doğrultuda KVKK tarafından “kişisel verileri işleyen kişiler tamamen ya da kısmen veri kayıt kısmının parçası olmaktadır. Bu durum tüzel kişiler hakkında uygulanır.”

Yapılan açıklama doğrultusunda kişisel verilerin bazı kriterler doğrultusunda yapılandırıldığı ortaya çıkmaktadır. Yapılan açıklama doğrultusunda anlaşılan bilgilerden birisi kişisel verilerin korunması kanunu kamu kurumları üzerinde, gerçek kişi ve şirketler arasında geçerli olup herhangi bir ayrım söz konusu değildir. Kapsadığı kişiler ise;

  • Hak ehliyeti bulunan tüm gerçek kişiler kanun kapsamında yer alır.
  • Limited şirketler,
  • Tüm üniversite kurumları,
  • Anonim şirketler,
  • Kooperatif kurumları,
  • Vakıflar ve dahilinde telekominasyon kurumları,
  • Avukat ve Avukat kuruluşları,
  • Belediyeler,
  • Muhasebeciler,
  • Kamu kurumları,
  • Mali müşavirler,
  • Özel Eğitim Kurumları,
  • Medya kuruluşları dahilindedir.

Kişisel verilerin korunması kanunu doğrultusunda denetleyen kişiler verileri koruma kurumunun resmi internet sitesi üzerinde kanun kapsamına dair çeşitli bilgilere ulaşım sağlayabilir.

Kişisel Veriler Neden Korunur?

Günümüzde her bireyin ve kuruluşların kişisel verileri kendi ile ilgilidir ve kendine ait olmaktadır. Bundan dolayı kişisel verilerin korunması ile birlikte meydana gelen kişilik haklarının korunması doğrultusunda çalışılır ve amaçlanır. Aynı zamanda bu kanun doğrultusunda özel hayatın gizliliği gibi çeşitli temel hak ve özgürlükler kurulmuş olacaktır. Kişisel veriler temel olarak anayasanın güvencesi altında yer alır.

Türk Ceza kanununda bulunan 135 ile 138 maddeler arasında korunmasına dair kanuna yer almaktadır. Aynı zamanda meydana gelen bu suça dair bir yıldan altı yıla kadar hapis cezası imkânı da bulunur. Ülkemiz çapında yürürlükte yer almasa dahi imzalanan pek çok anlaşma içerisinde kişisel verilerin korunması amaçlandığı bilinmektedir. Anayasanın içerisinde kişisel veriler ile ilgili gerçekleşen düzenlemeler doğrultusunda Kişisel Verileri Koruma Kanunu yasalaşma sürecinde yer alır.

Detaylı bilgi almak için İzmir bilişim avukatı sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Ve İzmir avukat Kalemci Hukuk Bürosuna müracaat edebilirsiniz.